haber oku

ANDIMIZ

admin ~ 22 Ekim 2018 ~ Genel, Manşetler

Hepimizin ilkokulda öğrenci iken okuduğumuz andımız, yine gündem oluşturdu. Uygulanıp uygulanmama üzerindeki hukuksal kararlar önümüzdeki günlerde netliğe kavuşacaktır.

Merak ettiğim bu andın memleket insanını niye ikiye böldüğüdür.

Hep beraber bakalım mı sözlerini:

Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileriye gitmektir.

Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefte durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!

Türk kelimesinden mi gocunuluyor acaba?

Eğer bundan gocunuyorlarsa da ben susayım. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk:

Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.
1923 (Taha Toros, Atatürk’ün Adana Seyahatleri, S. 23)

Doğruluk, çalışkanlık, küçükleri korumak ve büyükleri saymak kelimeleri rahatsızlık oluşturuyorsa bu memleketin geldiği noktayı göstermektedir.

Yurdumu ve milletimi özümden çok sevmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun cümleleri yanlışsa o zaman derim ki:

-Bu millet 15 Temmuz’da, Çanakkale’de, Malazgirt’te yurdunu ve milletini özünden çok sevdiği, varlığını milletine armağan etmek için üzerine beyaz elbiselerini giyip ölürsem şehid, kalırsam gazi olurum demiştir.

Önce ülkem ve milletim sonra varlığım demeyenlerden bu millet ve devlete hayır gelmez.

Çünkü “vatan sevgisi imandandır.”

Şimdiye kadar söyledik de ne oldu? Diyorsanız eğer. “Et tekraru ahsen velev kane yüz seksen” yani; yüz seksen kerede olsa tekrar etmek iyidir.

Söylemeyince ne olacağını biliyor muyuz?

Gelecek kuşak doğruluk, armağan, sevgi, saygı ve Türk kelimelerinin anlamını sözlüklerden araştıracak.

Dini yönden eleştiri varsa bunun çok anlamı yok. Sonuçta Ağaç kovuğundan çıkmadık, gökten zembille inmedik. Tesadüfen olmadık, toplamayla oluşmadık. Milletimizi sevmenin dince sakıncası yok ki. Bakınız din ne diyor:

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır.” (Hucurat Suresi ayet 13 meal: Elmalılı Hamdi Yazır)

Ahmet bin Hambel’den bir hadiste:

Vâsile b. El-Eska anlatıyor: Hz. Peygambere (a.s) “Kişinin kavmini sevmesi asabiyet-ırkçılık sayılır mı?” diye sordum. “Hayır, asabiyet/ırkçılık, kişinin kavmine yaptığı zulmüne yardımcı olmasıdır.” Diye buyurdu.

Din, çalışmayın, doğru olmayın, büyük küçüğünüzü tanımayın ileri gitmeyin demediğine göre din yönüyle de sakıncası olmadığını görüyoruz. O zaman birileri gibi bu seksen yıl önceki cümleler diyorlarsa unutmasınlar ki, gerçekler seksen yıl değil sekiz bin yıl geçse de değişmez. Kendi sözlerinin sekiz saniyede etkisiz kaldıklarını bakarak söz söylemesinler. Kısacası diyorum ki:

Ne mutlu Türküm diyene!

Muhabbetle!

Osman GİRGİN

Eğitimci-yazar-Şair

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.