BAĞIMSIZLIK YOLUNDA! | osmanlıhaber.com
haber oku

BAĞIMSIZLIK YOLUNDA!

~ 24 Temmuz 2013 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

 

osman-resi-300x225

 

BAĞIMSIZLIK YOLUNDA

Millet olarak bütün zaman ve mekânlarımızın özel önemi ve hatırası vardır. Bu da milletimizin ne kadar büyük badireler atlattığını ve bu badirelerden azimle, inançla ve kahramanlıklarla çıktığını göstermektedir.

Tarihimizin her sayfası necip milletimizin evlatlarının kazandığı olağanüstü başarılarıyla süslüdür. Tarihte on altı Türk devletini kuran milletimiz her dönemde kendinden bahsettirmiştir. Fakat bu devletleri kuran yüksek ruha rağmen, yıkılan devletlerinde kendimiz tarafından yıkıldığını bilmek çok acıdır.

Bu da gösteriyor ki devlet kurup yönetmek, dünya devleti olmak bizim için çok zor değil. Bizim için zor olan kurduğumuz devletleri devam ettirmek. İçimizdeki ve dışımızdaki düşmanları keşfedip, düşman olarak ilan edebilmek. Tarihteki devlet kurma tecrübe ve becerilerimizi, yıkmada ve yok etmede göstermemek. Bizim devletlerimizi yıkan düşman sayısı çok azdır. Tabiri yerindeyse, kendimiz kurup kendimiz yıkıyoruz.

İşte yine takvimin her gününde kahramanlarımız veya anlaşmalarımız olan bir günden bahsedeceğiz. Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşundan sonra büyüme, temellerinin sağlamlaşma ve dünyaya bağımsız Türkiye’nin duyurulması bakımından çok önemlidir. Nedir antlaşma şartları?

Kimlerle imzalanmıştır?

Lozan Barış Antlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi Temsilcileri ile Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB yani Rusya ve Yugoslavya temsilcileri arasında        İsviçre’nin Lozan şehrinde, Lozan Üniversitesi Salonunda imzalanmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden baş temsilci olarak Rauf Orbay katılmak istediyse de Atatürk bu konferansa, Mudanya da iyi işler çıkaran İsmet İNÖNÜ’NÜN katılmasını istedi. Bunun için İsmet İNÖNÜ Dışişleri Bakanı oldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yani Milletimiz ’in beklentisi daha fazlaydı. Çünkü çözümlenmemiş birçok problem böyle bir ortamda halledilmeliydi. Neydi bu beklentiler?

-Misak-Milliye de belirlenen esasları gerçekleştirmek,

-Kapitülasyonları kaldırmak

-Doğu Anadolu’da bir Ermeni devlet kurulmasına engel olmak

-Yunanistan ile olan problemleri çözmek

Mustafa Kemal Atatürk nutukta bu konuyu şöyle anlatmış:

-“İsteklerimiz açık ve doğal hakkımızdı. Bundan başka haklarımızı korumak ve sağlamak için gücümüzde vardı; gücümüz de yeterdi.”

Buradaki güçten bahsederken ne kastettiğini yine nutukta şöyle anlatıyor:

-“En büyük gücümüz, en güzel dayanağımız, ulusal Egemenliğimizi elde etmiş, onu eylemli olarak halkın eline vermiş ve halkın elinde tutabileceğimizi yine eylemli olarak kanıtlamış olmamız idi.”

Türkiye özellikle kapitülasyonlar ve Ermenilerin toprak isteği konularında kırmızıçizgisini çekmişti. Gerekirse toplantıyı terk edecekti. Öylede oldu. Zaman zaman kesilen, tıkanan bir ara kopan konferans ve antlaşma sonunda imzalandı.

Antlaşma sonunda Türkiye birçok konuda rahatladı. Bunlar:

Sevr Antlaşması ile belirlenen sınırlar yeniden çizildi.

Bütün dünya devletleri Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını ve bağımsızlığını resmen tanıdı.

Kapitülasyonlar kaldırıldı.

Türk Yunan anlaşmazlığı giderildi.

Boğazlar meselesi çözülmüş oldu.

Şimdi gelin Lozan Barış Antlaşmasının maddeleri ve kayıp, kazançlarımızı değerlendirelim. Bence millet olarak istediklerimizi tam alamadığımız, masa başında kazanamadığımız bir antlaşmadır.

O günün şartlarında gösterilen başarı küçümsenmeyecek bir başarıdır. Fakat madalyonu tersine çevirirsek birçok alakasız veya küçük devletler bizden daha karlı çıkmıştır.

Bizim en büyük ve olmazsa olmaz dediğimiz maddelerden, kapitülasyonlar ve Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurulması konularında başarı sağlanmıştır. Fakat Yunanistan ve Misak-ı Milliye konuları sonradan bürokrasi ile kaybedilmiştir.

Bu antlaşmada İtalya, Yunanistan,  İngiltere, Rusya bizden daha kazançlı çıkmıştır. Özellikle Yunanistan’ın bizden savaş tazminatı olarak Karaağaç’ı alması bence çok kötü. Yunanistan’ın ne işi vardı Anadolu topraklarında. Savaşmasaydı. Birde tazminat almış. Tabi bu Yunanistan’ın değil, arkasındaki devletlerin işi.

On iki Adaların İtalya’ya verilmesi ve Kıbrıs’ın İngiltere’ye bırakılması Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği ve bekası için kaybedilmiş topraklardır.

Ayrıca İngiltere’ye I.Dünya Savaşında sipariş elden savaş gemileri için peşin olarak verilen milyonlarca Osmanlı altınının da burada konuşması geçmedi herhalde. Bu konferansta İngilizler tarafından dile getirilen mübadelede birçok soydaşımız hayatını kaybetmiş ve Kıbrıs’taki soydaşlarımızdan sekiz bin civarında kişi Türkiye’ye gelmiştir.

Özellikle Misak-ı Milli konusunda başarı sağlandığı söylenemez. Çünkü Kıbrıs, On İki Adalar, Musul, Kerkük, Süleymaniye, Batum elimizden uçup gitmiştir.
Ama her şeye rağmen o gün zor şartlarda kazandığımız sınırlı başarının bugün kıymetini bilmeliyiz. Yaptığımız antlaşma şartlarının uygulanmasında titizlik gösterip aleyhimize görünen maddeleri lehimize çevirebiliriz.

Hür bağımsız Türkiye’nin kurulmasında sıkıntı ve dertler, devamında da devam etmektedir. Hala boğazlarımızdaki sıkıntı ve tehlike bizim boğaz ağrımızdır.

Ermeni toprağı olarak o gün masaya konanlardan hala konuşulanların olduğunu bilmeliyiz. Ege Adalarında zaman zaman silahlananların olduğunu görüyoruz. Ne kadar tam başarı demesek de Lozan bizim bölgedeki dayanağımız ve barışımızdır. İyi sahip çıkmalıyız. Yoksa Lozan’dan önceki antlaşma Sevr Antlaşmasıdır. Kabul etmiş olsak da olmasak da.

Bugün Lozan Barış Antlaşmasındaki maddeleri sahip çıkmada göstereceğimiz başarı, azim ve kararlılık bağımsızlık yolundaki birçok engeli aşmamızı sağlayacaktır.

Cumhuriyetimizin ve Lozan’ın 100.yılında, yani 2023 yılında, bağımsız hür ve güçlü bir Türkiye’de daha başka düşüncelerimiz olacaktır inşallah.

Muhabbetle…

osmangirgin.haber@hotmail.com


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: