haber oku

BEN BİR SAVAŞÇIYIM!

~ 23 Kasım 2013 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

osman-resi-300x225

 

BEN BİR SAVAŞÇIYIM!

Milletlerin ileri gidebilmeleri ve dünyanın bilim, teknoloji yönünden gelişebilmesi için mutlaka ve mutlak ilime ihtiyacı vardır. İlime gönül vermiş kişiler, kendilerinin yok olması pahasına da olsa bütün hayatlarını insanlığa adamışlardır. Modern çağımızın tabiri ile biz bu kişilere öğretmen diyoruz.

Öğretmenlik Allah, peygamber mesleğidir. Çünkü insanoğlunu dünyaya gönderen yaratıcının onu cahil ve biçare bırakması düşünülemezdi. Allah ilk insanı aynı zamanda peygamber olarak göndererek sıkıntı ve eziyet çekmesini önlemiştir. Bütün peygamberler öğretmendir.

Milletler eğitim-öğretime ve öğrenci-öğretmene verdikleri değer ölçüsünde dünya sahnesindeki yerlerini almışlardır. Ama hiçbir liderin, öğretmen ve eğiticilere hor gözle bakarak milletini ve devletini ileri götürdüğü görülmemiştir.

İslam’ın dört halifesinden biri olan Hz. Ali:

-Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. Derken ilim ve öğretmenin önemini bin dört yüz yıl öncesinden ışık tutmuştur.

Fakat bugünün dünyasında öğretmenler “kulun kölen olayım ne olur öğren” diye eğitim vermeye çalışmaktadırlar. Çünkü gelişen dünyada insanlar ilim ve erdemlikten daha fazla kısa yoldan para kazanma peşine düşmüşlerdir. Bu da günümüzün eğitim durumunu ve eğitime verilen değeri göstermiyor mu?

Bunun yanında çağ açıp, çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet Han’ın çağı değiştiren fethinden sonra kendinse çiçeklerle gelen vatandaşlara.

-Fatih oradadır!

Diyerek hocası Akşemseddin Hazretlerine yönlendirmesi, herhalde tarihin ender yazdığı hocaya saygı metinlerinden biridir. Fatih, bu yönüyle de verilen bilgilerin değerini anlayabilen ender talebelerden biri olarak tarihe geçmesini bilmiştir.

Geleceği yönlendiren, yoğuran, bilgisiyle ışık tutan, fedakâr, cefakâr öğretmen arkadaşlarıma ne kadar methiyeler yazsak azdır. Çünkü onlar kendilerini bir mum gibi eriterek geleceği şekillendirme ve inşa etme gayretin delerdir. Onlara bütün günler feda olsun. Fakat yine de kapital dünyanın gün paylaşımından kendilerini de bir gün verilmesi elbette sevindiricidir.

Dün Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği, Başöğretmen olduğu gündür. Biz bu günü Ata’nın doğumunun 100. yılı olan 1981 yılından bu güne, 32 yıldır öğretmenler günü olarak kutlamaktayız.

Böyle gün ve günlerde çözümlenen bir problem yoktur. Keşke olsaydı da, benim öğretmen arkadaşım, maddi ve manevi problemin altında ezilmeden dersini işleyebilse. O zaman bu günler öğretmenlere bayram olur.

Öğretmenler; kendilerine değer verilsin veya verilmesin her zaman fedakârlıkla çalışan, bunun karşılığında hiçbir şey istemeyen sadece saygıyı düşünen, üreten, yorum yapabilen, hür bağımsız öğrenciler yetiştirirler. Bu vesile ile Türk Milli Eğitimine emek vermiş, hayatını vermiş, başta Başöğretmen ATATÜRK olmak üzere tüm eğitim emekçilerine, eğitim şehidlerine şükranlarımı sunuyorum. Ebedileşenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Öğretmen geçmişle gelecek arasında köprüdür. Çünkü gücünü ve azmini tarihten almayan milletler yönlerini tayin edemezler. Bu anlamda:

-“Dalından kopan yaprağın akıbetini rüzgâr tayin eder” sözü ne kadar da güzel söylenmiştir.

Öğretmenler, Türk kültür ve dilini bilmeli, yaşmalı ve yaşatmalıdır. Çünkü Başöğretmen:

-Bakınız arkadaşlar! Ben belki çok yaşamam. Fakat siz ölene dek, Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçen bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye v e Türklük uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir. Ve:

-“Türk Millet kendi bağımsızlığını, istikbalini, kurtarmasını, korumasını nasıl bildiyse, dilini de kurtarmasını, yabancı dillerin boyunduruğundan korumasını bilecektir.” Demektedir. Başka bir sözünde de:

-Türkçe demek, Türk demektir. Ne mutlu Türk’ün diyene! Diye sesleniyor.

Ben öğretmenin! İsimleri ve yüzleri çoktan unutulmuş, verdikleri dersler ve kişilikleri, öğrencilerin elde ettikleri başarılar yoluyla kalıcı olmuş insanlardan her biriyim.

Eski öğrencilerimin düğünlerinde coştum. Çocukları olunca sevince boğuldum. Gencecik vücutları toprağa gömülünce keder ve üzüntüyle sarsıldım.

Ben bir savaşçıyım! Cahillik, önyargı, korku, baskıya karşı savaş veriyorum. Ama akıl, merak, aile desteği, yaratıcılık, inanç, sevgi ve gülümseme benim en büyük dostlarımdır.

İşte size bir öğretmenin kaleminden öğretmeni tanıttım. En küçük bir maddi gelir ve makam isteği var mı? Bütün amacı, meselesi öğrencileri olan, kendini bir mum gibi eritme uğruna etrafına ışık veren meslektaşlarıma ne zaman değer verilecek? Ne zaman ilim, fen ve ilerleme ordularının komutanı olarak görülecek merak ediyorum?  Aklıma şu söz geliyor:

-“Ulusların medeniyet yarışlarındaki yerleri, öğretmene verilen değerle ölçülür.” İşte söz, işte öğretmene verilen değer, işte milletimizin medeniyet yarışındaki yeri.

Her şeye rağmen, dünyanın her yerinde Türk kültür ve faziletini örnek alarak görev yapan meslektaşlarıma: Atatürk’ün dediği “Yen nesil sizin eseriniz olacaktır” sözünü hayata geçirmeyi ülkü edinen, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller peşindeki,  uygar olmayan milletlerin uygar eğitim ordularını oluşturma amacındaki arkadaşlarıma, ışığını Atatürk milliyetçiliğinden alan, bayrağımızı dalgalandıran, kalplerindeki ay yıldız sevgisiyle marşımızı söyleten eğitim gönüllülerine teşekkürü bir borç bilirim.

Daha iyi şartlarda ve zamanlarda, öğretmene değer verilmesinin gerekliliğine inanılan yıllarda da kutlamaların devam etmesi dileğiyle,

-Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

Muhabbetle…

Osman GİRGİN

osmangirgin.haber@hotmail.com

osmanlıhaber.com


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: