haber oku

CEMAAT RUHU

~ 16 Nisan 2015 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

EĞİTİMCİ-YAZAR-OSMAN-GİRGİN BÜTÜN ESERLERİ-1024x768


         İslam dinin en canlı ve sürekli ibadeti namazdır. Namaz müminin miracı ve yaratıcısıyla baş başa kalabildiği ender zamanlardan biridir. Bu ibadetin ve bu zamanın kıymetini iyi bilmemiz gerekir.

         Müslümanların günde beş vakit uğradıkları ve Allah’ın huzuruna kabul ettiği ibadeti eda ettiğimiz yerlere ibadethane denmektedir. Bu ibadetlerin toplu yapılmasını sağlayan insanların tamamına cemaat denir. Cemaat sadece insanlar topluluğu demek değildir. Cemaat insanların ruhen, bedenen ve madden birleşmesidir. Cemaatteki insanlar Allah’ın ve resulünün din kardeşliği üzerine söylediği bütün sözleri uymalıdırlar. Bir Hadis’te şöyle buyruluyor:

“Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere de) teslim etmez. Kim, din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir…” (Buhârî, )

Cemaatteki bu duygu ve düşünceler Allah rızası için olmadır. Kısacası cemaat bir vücut olabilmelidir. Bir vücut olabilmenin önemini de şöyle açıklayabiliriz.

“Müminler, aralarındaki sevgi, bağlılık ve birbirlerine merhamet ve şefkat duymak bakımından tıpkı bir bedene benzer. Şayet bedenin bir uzvu zarar görecek olursa tüm beden bundan rahatsız olur ve uykusuz kalır.” (Buhari, Müslim)

Müslümanlar birbirine sıkı sıkıya bağlı ve beraber hareket etmelidirler. Yoksa İslam’ın gelişmesi ve yaşanması mümkün değildir. Müslümanlar birbirlerinin dedikodusunu yapmamalıdırlar. Yine bir hadis-i şerifte

“Müminler birbirlerine bir duvarın tuğlaları gibi bağlıdırlar.” (Buhari, Tirmizi).

         Eğer yukarıdaki emir ve yasakları uyarsak bir cemaat olabilme yolunda mesafe kat etmiş oluruz. Bu da yine kendimizin kurtuluşu demektir. Yoksa Müslümanın ben kurtulayım da gerisi ne olursa olsun deme lüksü yoktur. Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır. Bir başka hadisi şerifte ise şöyle bir emir vardır:

“Cemaat halinde olmanız gerekir. Ayrılıktan sakının. Şüphesiz şeytan tek kalanla beraberdir. Kim iman selametiyle ölüp cennetin tam ortasında olmak istiyorsa cemaate yapışsın. Kim iyileri sevindiriyor, kötüleri üzüyorsa o kâmil bir mümindir.” (tirmizi)

Şimdi yukarıdaki bilgiler ışığında bizim cemaatlerimizde da bazı eksiklikler olduğu göze çarpmaktadır. Biz cami cemaati olarak yanımızda namaz kılan kardeşimizin arkasından konuşuyoruz. Namaz kılarken saflarımızı bir türlü sıklaştırmıyoruz. Neredeyse aramızdan şeytanı boş ver insan geçecek. Nerede cemaate gelip omzu ve ayak dışları sürtünmeden eskiyen elbiselerimiz.

Ön safta yer varken arka safta namaz kılmanın mekruh olduğunu bile bile öne geçmiyoruz. Ön safın sevabını istemiyoruz. Cenaze namazları bunun tam tersi olmasına rağmen ön safta yer almak için mücadele ediyoruz. Bu tam bir şeytan işi değil mi?

Bence Cuma hutbeleri de imamlarımıza hazır verilmemelidir. Yoksa imamlarımız sadece yazı okuyan insan duruma düşürülmüş oluyor. Oysa bu arkadaşlar kendi alanlarında ihtisas yapmış kişilerdir.  Hutbelerimizin teferruatlı ve uzun olması cemaatin dikkatini dağıtıyor. Kısa ve öz olmalı. Zaten makbul olanda hutbenin kısa, namazın uzun olması değil mi?

Camilerimizdeki oturamayanlar için konan taburelerin gereğinden fazla çoğaldığı kanaatindeyim. Elbette hastalık insana değişik çözüm yolları bulduruyor. Fakat ben yine bunların çok uygun olduğunu düşünmüyorum. Oturarak kalmanın daha uygun olduğunu düşünenlerdenim. Sadece oturamayanların geldiği bir camiyi düşünseniz ya, kilise gibi olur Allah korusun. Özenti kokusu alıyor musunuz?

Cemaat ruhu ve İslam kardeşliği içerisinde nice mutlu ve huzurlu günler geçirmek temennisiyle.

Muhabbetle!..

                                                                  Osman GİRGİN

                                                                  Eğitimci-Yazar

osmanlıhaber.com

                                                        osmangirgin.haber@hotmail.com

 

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.