ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZDİR! | osmanlıhaber.com
haber oku

ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZDİR!

~ 09 Şubat 2015 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

Osman GİRGİN

Millet, geçmişte beraber yaşamış, günümüzde beraber yaşayan ve gelecekte de beraber yaşama inancında olan insanlar topluluğudur. Milletin devamında en önemli faktör eğitimdir. Eğitim, ailede, eğitim kurumlarında ve çevrede verilir.

Eğitim kurumları eğitimi öğretim ile birleştirerek vermeye çalışmaktadırlar. Bu eğitim kurumlarının bağlı bulunduğu bakanlığın başına milli kelimesi de getirilerek Milli Eğitim Bakanlığı olmuştur. Bunun yanında eğitimin sadece eğitim kurumlarında olmadığını yukarıda açıklamaya çalıştık. Gözden kaçırmadıysak eğer eğitim sadece eğitim kurumlarında yapılmıyor ancak diğer eğitim yapılan yerlerin öğreticileri de eğitim kurumlarında yetiştiğinden dolayı eğitim ve öğretimin tek adresi okullar olarak görünmektedir.

Ailedeki çocuğun eğitici ve öğreticileri olan anne, baba veya kardeşler de okullarda ve çevrede eğitildiğinden, dolaylı olarak okul yine eğitim ve öğretim yeridir.

İnsanın çevredeki eğitici ve öğreticilerin de okullarda eğitildiğini düşünürsek yine eğitim merkezimiz okullardır.

Bazen birey üzerinde konuşurken sorumluluğu medya, kötü arkadaşlar, teknoloji ve ailenin üzerine atıyoruz. Üzerine attığımız bu kişi ve kurumlardaki bulunanların da eğitildikleri yerler okullardır. Kısacası eğitim ve öğretim okullarda yapılmaktadır.

Bu kadar önemli olan, eğitim ve öğretim kurumlarımız olan okullarımıza gereken değer ve saygıyı gösteriyor muyuz?

Okullarımız bir milletin geleceğini inşa eden mukaddes eğitim yuvalarıdır. Okulların bu önem ve kutsallığını bilmeyenlerin, kabul etmeyenlerin okullarda görev yapmaları yanlıştır.

Okullarda görev yapan öğretmenlerin, mesleklerinin kutsallığını, önemini ve maddi manevi sorumluluklarını bilmeleri gerekmektedir. Öğretmenlik sabah sekiz, akşam beş çalışan devlet memurluğu değildir. Bugün mesai bitti yarın gel anlayışı eğitimde yoktur. Benim sorumluluk alanım sınıfım veya sınıflarım diyemezsin. Haftanın şu günü okuldaki eğitim bozukluklarını veya yanlış hareketleri görürüm diğer günler göremem diyemezsin. Öğrencinin öğretiminden aldığı her not, kendisinin çalışarak kazandığı alın teridir. Hiç kimseye kendisinin veya ailesinin kara gözü, karakaşı var diye alın terinden fazla not verilmemelidir. Alın terinden az da verilmemelidir. Verilirse öğretmen bu notun altında ezilir. Öğrenciye eğitiminden verdiğin her not öğrencinin değil senin meslek anlayışın ve evrensel değerlere bakışındır. Öğretmenlik gün yirmi dört saat ve ömür boyu süren uzmanlık işidir. Bu uzmanlık bir etiketle veya unvanla da olmaz.

Öğretmen moda akımların ve pop kültürünün etkisinde kalmayıp, milli kültür ve evrensel bilimin ışığında görevini ifa etmelidir.

Bizim atasözlerimizde olduğu söylenen “İmama küsüp camiye gitmemek”  ne kadar yanlışsa öğretmenlerinde bütün dünya olumsuzluklarından arınıp, yüksek idealleriyle okullarda görev yapmaları gerekmektedir. Yoksa geleceğimizin şekillendiği eğitim ve öğretim kurumlarımız, geleceğimizi yok eden, kökümüzü kibrit suyu döken birer kurum olup çıkacaklardır.

Öğretmenlerimizin çok büyük problemleri vardır. Memleketimizde bulunan yaklaşık yedi yüz bin öğretmenin nereden baksanız bin ayrı derdi ve beğenmediği nokta vardır. Eğer beğenmedikleri noktalardan dolayı,

-Bu bakanlıkla bu kadar olur!

Mantığı ile hareket etmesi kendi bindiği dalı kesmesi demektir. Bugün eğitim camiası olarak asgari müştereklerde birleşmeliyiz. Birlik beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bu günde, eğitim için yapılan her olumlu davranış geleceğimize yatırılan en değerli birikimimizdir.

Eğitim emekçilerinin gördükleri eksiklikler elbet bir gün giderilebilir fakat bundan dolayı yapılacak yanlış davranışın bir gün giderilmesi çok zor olacaktır. Bu milletin yanlış yetişmesi olacaktır. Öğretmenlerimiz bütün eksiklik ve hataları görerek fakat bunları eksiklikleri tamamlayarak doğruymuşçasına yorumlayarak eğitmenliklerine devam etmelidirler. Yoksa her eğitim çalışanının mutlaka yanlış gördüğü bir yönetmelik veya beğenmediği bir yöneticisi vardır. Herkes bunlardan dolayı kendi kutsal görevinde tembelliğe veya ümitsizliğe düşerse geleceğimiz olan çocuklarımız yazık olur. Onların yazık olması demek bu milletin yazık olması demektir.

Bu millet öğretmenlerimizin omuzlarında yükselebileceği gibi, öğretmenlerimizin nemelazımcılığından batabileceğini de bilmeliyiz.

Öğretmen, okuldaki öğrencilerin yanlış davranış ve sözlerini, benim arkamda kimse durmuyor, alın oluşturduğunuz eğitim sisteminin altında kalın, öğrenci velileri kendi çocuklarını sütten çıkmış ak kaşık kabul ediyor gibi gerçek mazeretler yüzünden sağır ve kör olmamalıdır. Böyle bir düşünce önce öğretmenlik mesleğine, idealine sonra da vatanına karşı ihanettir.

Elbette toplumunun bu hızlı erozyonu aile, toplum, okul, öğretmenin topyekûn seferberliği ile önlenecektir. Fakat bunlardan birinin veya birkaçının fire vermesi bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Eğer alıkoyuyorsa o zaman bizim diğerlerinden farkımız kalmamış demektir.

Biz hiçbir zaman dünya menfaatleri uğruna ideallerimizden ödün vermemeliyiz. Öğretmen-öğrenci –veli ilişkileri her zaman olması gereken yer ve samimiyetinde olmalıdır.

Muhabbetle!..

Osman GİRGİN

Eğitimci-Yazar

osmanlıhaber.com

osmangirgin.haber@hotmail.com

 

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: