DEVLET MALI | osmanlıhaber.com
haber oku

DEVLET MALI

~ 29 Haziran 2013 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

girgin-resim1

DEVLET MALI

Dünya üzerindeki millet ve topluluklar kurdukları devletler, bu devletlerin yönetimi ve kuvvetleriyle anılıyorlar. Devletlerini güçlü hale getiremeyenlerin dünya arenasında yerleri yoktur.

Milletler, millet özelliklerini yerine getirerek ayakta kalabilmekte iken, devlet olmak ve ayakta kalmak bundan daha zor. Çünkü devletler milletlerin kurumsallaşmış durumu olmasına rağmen dünyadaki kabullerini göre ayakta durabiliyorlar.

Milletimiz tarihin başlangıcından bu yana milli özelliklerini yitirmeyerek, bağımsızlığından ödün vermeyerek devletsiz yaşamamıştır. Milletler milli özelliklerinden ödün vermeseler bile devlet kuramadıkları müddetçe hür ve bağımsız sayılamazlar.

İşte bunun için bağımsızlık uğruna, devlet uğruna çok savaşlar yapılmış, çok canlar verilmiş, vatanlarının her karış toprağı şehid kanlarıyla sulanmıştır. Vatanın tabiri bile artık mücadele ve kanla ölçülmüştür. Şair öyle demiyor mu?

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

Toprak! Eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

İşte tarih boyunca vatan ve milletin beraber olabilme şartlarını bu şekilde sıralamışız. Yoksa bu vatan toprağı bize hediye verilmedi.

Vatan toprağını sahip olmak için verdiğimiz şehid sayısından daha fazlasını korumak için verdik. Hala vermekteyiz. Verdiğimiz hiçbir şehid için keşke demiyoruz. Fakat sahip çıkılan ve çıkılması gereken değerler üzerinde değişiklik yapılmasını ve kırmızıçizgilerin değişmesini millet olarak çok üzülüyoruz.

Türk insanı dünyanın geçici olduğunu, burada yaşamanın ve şerefle ölmenin her şeyden değerli olduğunu biliyor.

Milletlerin en büyük isteği ve amacı devletlerini kurmak, istedikleri gibi inançlarını ve törelerini yaşamak, kurulu ise de, dünya üzerinde söz sahibi olmaktır. Fakat günümüzde vatan ve millet kavramları değiştirip bu kavramların içini boşalttılar. Bazen bilerek veya bilmeyerek bu kavramlarla alay bile ediyorlar.

Bazıları devletin, dolayısıyla kendi milletinin ortak mallarını saldırıp, kendilerine karşı saygısızlık yapmakta sınır tanımaz duruma geldiler. Tabi bu millet, bu duruma durup dururken gelmedi. Yoksa insanlar Nasreddin hoca fıkrasında olduğu gibi “Bindiği dalı neden kessin?”

İnsanları en iyi cezalandırmanın yolu, evlatlarının akıllarını çelmek, anne ve babalarına karşı isyan ettirmektir. Çünkü Allah kimseyi eşi ve çocuklarıyla imtihan etmesin. Bu durumda yapabileceğiniz birçok şeyden kendi kendinizi alıyorsanız.

Şimdiki dünyanın bundan pek farkı kalmamıştır. Bin yıllık kardeşlik ve dostluğun arkasından nifak ve ayrılık tohumlarıyla isyan ettirip akıl çeldirmenin mantığı nedir? Bu olsa olsa anaya karşı başkalarının sözünü dinleyip, benim babam kimdir? Sorusunu sormaktır.

Bu durumda babanın isyankâr evlatlara bir şey demeyip bütün evlatlarla aynı kefeye koyup bunun öfke ve isyanını bastırmaya çalışması da diğer evlatlar arasında huzursuzluğa sebep verecektir.

Hiçbir devlet kendini baba olarak elini öpmeye ve saygısını belirtmeye gelen yüze vurmamalıdır. Kendine isyan eden, tüküren yüze de sevmemelidir. Her davranış hakkını almadığı müddetçe millet kendini huzur ve güvende hissedemez.

Son günlerde devlet ve millet mallarına karşı yapılan saldırılar karşısında üzülmemek ve ağlamamak mümkün değil. Fakat bununla nereye varılmak istendiğini de anlamak mümkün değil. Amaçları belli değil mi? Diyeceksiniz. Bunu amaç olarak belirleyenler de dâhil, amaçlarını bu yolla ulaşamayacaklarını biliyorlar.

Maddi hasarların yanında kayıp giden canların hesabını nasıl verecekler. Millet malı kul hakkı olarak hesabı en zor olan bir haktır. Çünkü onda “tüyü bitmemiş yetimin “hakkı vardır. Buyurun helalleşsinler.

Milletimizin fertlerinin her biri bu hassas ve tehlikeli dönemi sağduyu ve vatanseverliği ile aşacaktır. Ama burada da hiçbir zaman “sapla samanı karıştırmamak” gerekir. Vatan parçasının her karışını aynı duygu ve düşüncelerle savunmak ve sahiplenmek gerekir. Yoksa üzerinde yaşayan milletin fertleri olmak üzere hepsinin ümidi ve neşesi kaçar.

Vatanın huzurlu olduğu yerlerde ters bakmanın ve yapılan en küçük hatanın üzerine acımasızca gidilirken, üzerinde her türlü insanlık dışı malzemelerle gelenlere, cana, mala ve vatana kastetme sözleriyle karşı koyanlara hoşgörüyle karşılanması bu millet düşmanlarının ekmeğine yağ sürer.

Çünkü bu millet ne kendisine, ne başkasına çifte standart istemiyor. Bu millet suçlunun cezalandırıldığı, vatan hainlerinin, millet malını gösteri malzemesi olarak yakanların cezalandırıldığı hak, hukuk, adalet istiyor.

Millet malının, devlet malının kutsallığını herkese bildirmek durumundayız. Kabul etmeyenleri hep beraber kabul ettireceğiz. Fakat adaletle.

İslam’ın II. Halifesi Hz. Ömer (r.a.) döneminde dağda kurt ile kuzu beraber otlanmışlardır. Her halde bunu Hz. Ömer(r.a..) kurt ile konuşarak gerçekleştirmedi. Nasıl oldu? Adaletle.

Çünkü Hz. Ömer (r.a.):

-“Adalet mülkün temelidir.”

Derken hiçbir zaman bu söz çağlar ötesine gitsin diye değil, mülkün temeli ancak adaletle atılabileceği için söylemiştir. Şapkamızı önümüze alıp bir kere daha düşünelim ne dersiniz.

Muhabbetle…


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: