haber oku

DÖKÜLEN KANLARIMIZ VATANA FEDA OLSUN

admin ~ 29 Ağustos 2020 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

Köşe yazarımız, Azerbaycan’lı Şair-Yazar-Gazeteci,Şair-Yazar Nezmiyye Hicran’ın Karabağ Gazisi Telman Hasanov’la röportajı

Dökülen kanlarımız, vatana feda olsun!

Karabağ’da bayrağımız dalgalanacaktır!

Karabağ’ı 28 yıldır kaybettik. O zamanlar, şu zamanlar değildi tabii ki… Azerbaycan’ın kan içinde bulunduğu en ağır yıllardı. Gücümüz de şimdiki güç, ordumuz da şimdiki ordu değildi… Ama o kadar yiğitlerimiz şehit oldu ki, o kadar yiğitlerimiz kayboldu ki, o kadar Mehmetçiklerimiz azasını, sağlığını, asaplarını, kalbini, ruhunu kaybetti ki… Bizim

görmememiz için gözümüz kör, işitmememiz için kulağımız sağır olmalıdır. Onlardan yazmamak için kanımızda Azerbaycan kanı, kalbimizde yurt acısı, vatan sevgisi olmaması gerektir. Onlar hepimiz için bir kahramandır: Azerbaycan’ın kahramanı. Yılların geçmesi- acıları, ağrıları iyileştirir diyorlar. Yıllar kanı soğuklaştırıyor, hasreti, ıztırabı unutturur diyorlar… Yalandır!

Size Karabağ muharebesinin kanlı yıllarını yaşamış bir gazimizden bahsedeceğim. Ben onu yıllardır tanıyorum, görüyorum ve hangi acıları yaşadığını müşahede ediyorum. Onu hepimiz tanıyalım!

O, – Vatan için canını, sağ kolunun sağlamlığını verendir!

O, – Karabağ diyorken gözyaşını alev-alev dökendir!

O, – Aldığı yaraları, çektiği ıstırapları, yarım canını, savaşını elinde bayrak etmeyendir!

O, – Azerbaycan için, Karabağ için canını kurban edendir!

O, – Benim gözlerimde hasretini çektiğim vatandır; Telman Hasanov’dur…!

1966 yılında Bakü şehrinde doğdu. Rusya’da askerlik görevini yaptıktan sonra gönüllü olarak Karabağ savaşına gitti. Vatanımızı hain düşmanlardan korumak için savaştı. 1992 yılında, vatan adına sağlığını kaybeden kahramanlarımızdan olan, Karabağ savaşına giden gönüllü birliklerden birinde idi. Anavatan sevgisini, Anavatanı sevmeyi, vatan için ölmeyi, onun yanan kalbinden gözyaşlarıyla dökülen alev dilli sözlerinden gördüm. Ayağa kalkabileceği bir saate kadar, göğsüne bir düşman mermisiyle yıkılacağı zamana kadar savaştı ve ağır yaralanarak geri çekildi. Savaşta kaybettiği sağlığı hakkında hiçbir yerde konuşmadı. Sesini hiç kimseye duyurmadı. Hiçbir zaman, hiçbir yerde hak talep etmedi, Hiçbir yerde isyan etmedi; “ben de varım” demedi. Bir keresinde ona sordum: “savaşta kan dökmeyenler, bugün Karabağ savaşçıları gibi davranıyorlar, ama sen bizim gazimizsin ve savaşın ağır darbeleri ve savaşka ayrığın yaralar, ta uzaktan bile dikkat çekiyor; dirsekten bükülü kalan, sağ kolu muharebenin izlerini taşımaktadır. Dikkatle bakanların bir anda içini sızlatmaktadır. İşte bana söyledikleri: “Vatanımın özgürlüğü için savaştım ve sağlığımı orada kaybettim. Vatan için dökülen kanım feda olsun, vatanımız sağ olsun. Azerbaycanım, Milletim, Toprağım için yaptım ne yaptıysam. Eğer savaş başlarsa, emir verilirse tekrar savaş gönüllsü olacağım…

Bir insan böyle bir vatansever savaşçıdan nasıl gurur duyabilmesin?

Telman Hesenov 1994’ün 9 Ocak’ta, Fizuli bölgesi, yukarı Seyid Ahmetli Köyü’nde yapılan savaşta, ermeni gavurlarıyla dövüşürken ağır yaralandı. Halen de bedeninde, çıkarılamayan kurşunlarla geziyor. O zamanlar hastaeler, yaralılarla dolup taştığı için, yaralarını baştan savma tedavi ederler. Telman Hesenov hatıralarının birinde, “1994 yılı Ocak ayının 9’u, karlı-soğuk bir gün, güneşin battığı vakit; Aşağı Seyid Ahmetli köyünden; Yukarı Seyit Ahmetli köyüne hücum ettik. Tepeleri ablukaya almıştık. Ermeni Gavurları korktular. Bizimle dövüşen Ermeni Vandalları ile Suriye’den, Livan’dan, Sur’dan, Diyarbakır’dan, Van’dan kaçan teroristler idi. Gördüler ki, bizimle baş edemiyorlar, Rusları yardıma çağırmaya başladılar. “Robik, yardım gönder,

Türkler bizi muhasaraya aldı” diye. Ruslar da tanklarla, Ermenilere yardıma geldiler. Biz onların tanklarını patlattık. Cephanemiz bitmişti. Mermi getirmeye gittik. Cepheye geri dönerken Ermenilerin tuzağına düştük. Ben ağır yaralandım. Silah arkadaşlarımdan bir nice neferimiz şehit oldu. Torpak, Veten, Bayrak için canını feda eden silah arkadaşlarımı her zaman gururla anıyorum. Bütün gücümüzle dövüşüyorduk, amma cephanemiz yetersizdi. Hiçbir yerden yardım ve destek gelmedi. Bugün olsa idi, biz ermeni gavurlarını da, onlara yardım eden teroristleri de kolaylıkla mahvederdik. Azerbaycan o zamanlar şimdiki kadar güçlü değildi…”

Karabağ’dan konuşurken, çok duygulanır; yüzüne karanlık çöker; gözlerinden alev çıkar ve hıçkırarak ağlar. O, Karabağ’ı, karabağlılar’dan çok düşünür. İşgal altında olan toprakları kurtarmak için Karabağlı kimi can atar. Karabağ yaralarını sağında taşıyor. “Bizim eskerlerimiz düşmeni mahmedecekti, eğer lazım olan silahlarımızın ardı gelseydi. Biz 1992 yılında Fizuli’nin, Kaçar köyünün ve Hadrut şehri istikametinde olan Şiker köyünün karşısındaki tepeyi almıştık. Biz Karabağ’ı ele geçirmeye can atan, harici ve dahili terorist güçlerini birleştirerek; hiçbir savaş ilan etmeden; Şuşa’yı, Laçın’ı işgal edip, Hocalı’yı yeryüzünden silen gavurları Karabağ’dan tamamen çıkaracatık, amma, bunun için bu tepeleri teslim etmemeliydik. Lakin, yardım gelmediği için, hem de ağır yaralılarımız çok olduğundan geri çekilmek mecburiyetinde kaldık. Bizim hiçbir yerden yardımımız yok idi. Cephanemiz de yetersizdi. Ermeni gavurları, Karabağ’ı teröristlerin ve Rusya’nın silahlı gücüyle işgal edebildiler…

PS: Bugün, her şey mevcuttur. Şimdi senin var olduğun ve her zaman var olacağın zamandır. Yaşamak istiyorsan, ya şimdi olacak, ya da hiçbir vakit olmayacak demişler. Amma sen yaşadın. Vatan toprağına karışan kanının damlalarında, eğilmeyen qururunda, kurşun dolu sağ kolunda, Karabağ’ın kan hafızasında! Azerbaycan bayrağının Karabağ’da dalgalanacağı günü görmeyi arzuluyorum! Karabağ’da şehit olanlar, yaralananlar, siperlerde dövüşmekte olanlar her birimizin and yeri ve gurur kaynağımızdır! Karabağ’da görüşmek ümitlerimle…

CANINDAN PAY VEREN OĞUL

Bu vetenin torpağına,

Qanından pay veren oğul!

Silah tutan qollarının-

Sağından pay veren oğul!

Hönkür-hönkür ağlıyırsan,

Qarabağdan söz düşende!

Üreyinden od tökülür,

Ovuc-ovuc köz düşende…

Ruhunu verdin vetenin,

Tike-parça torpağına…

Gözlerin dikili qalıb,

Xocalı, Şuşa yoluna…

Dirsekden bükülü qalan,

Qollarına qurban olum!

Kölgenle küsülü qalan

Yollarına qurban olum!

Düşmen atan güllelerin,

Qelpeleri canındadır…

Mübarizlik, qehremanlıq

Ruhundadır, qanındadır…

Üzündedir Qarabağın,

Acı-ağrıları, Telman!

Qollarından zelil olsun-

Yadı- yağıları, Telman!

Nezmiyye HİCRAN


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.