DÜDÜĞÜ KİM ÇALAR? | osmanlıhaber.com
haber oku

DÜDÜĞÜ KİM ÇALAR?

~ 24 Şubat 2015 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

OSMAN-GİRGİN-5.-KİTAP-ANILARLA-NAZİLLİ

 

Evet, demokrasi tarihimizin vazgeçilmez unsurlarından ve olmazsa olmazlarından olan bir genel seçimin daha arifesine gelmiş bulunmaktayız.

Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de nice trajik ve komik tiyatrolar izleyip okuyacağız. Böyle dememden dolayı hiç kimse seçimi hafife aldığımı zannetmesin. Yukarıda da yazdığım gibi seçim demokrasimizin olmazsa olmazıdır.

Ancak biz memleket ve millet için değil de şahıslar ve kapitalizm için çalıştığımız müddetçe bu düzen değişmez. Bu düzen değişmediği müddetçe bu memleket düzelmez.

Seçim öncesi demokrasi işlemeye başladı. Önce ön seçimler, merkezi yoklamalar ve genel başkanların tercihlerine göre milletvekili aday listeleri açıklanacaktır. Bu listeler seçim günü milletimin önüne konacak ve milletin oylarıyla meclisimizde beş yüz elli milletvekili yemin ederek görevlerine başlayacaklardır.

Yaklaşık otuz bir partinin seçime gireceğini düşünürsek yaklaşık on yedi bin kişi milletvekili olmak için milletimin önüne çıkacak. Ne kadar fazla değil mi? On yedi bin kişi, milletvekili olabilme yarışından ilk etapta galip çıkanların sayısı. Bu sayıları hep yaklaşık diyorum çünkü bazı partiler her ilden aday göstermeyebilir.

Bu sayıyı birde birinci etabı kazanamayanları eklersek sayının kaça çıkacağını kestirmek zor. Çünkü her parti bütün milletvekillerini en az kendi sayılarının üç katının içinden seçecek ki bu nereden baksanız otuz bin kişi demektir.

Bu otuz bin kişi bulundukları yerlerde sivrilmiş, başarılı olmuş,  kendini kanıtlamış, millet tarafından sevilmiş ve özgüveni olan insanlardır. Bunları öncelikle kutlamak gerekiyor. Bunun yanında asıl listelere giren kişiler kimler?

İşte bunu cevabını listeler tam kesinleşince göreceğiz. Milletim bu kişilerin hangi özelliklerinden dolayı asıl listelerde bulunabildiklerini incelemelidirler. Çünkü önemli olan milletin iradesini milletin meclisinde gösterebilecek insanların olmasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin iradesinin yansıtılması gereken yegâne yerdir.

Biz makamı, mevkii, yetkiyi ve temsil hakkını ehline değil de parası olan zengine, genel başkana ve parti teşkilatlarına yalaklık edenlere verirsek düzenin, kapitalizmin istediği orman kanunlarının gelmesinden şikâyetçi olmamalıyız. Bu dünyada hak güçlünün değil, haklının olmalıdır. Bunu beceremediğimiz müddetçe hak, hukuk, adaletten bahsetmemiz mümkün değildir.

Şimdi aday adayı olan yukarıda meziyetlerini saydığımız arkadaşların mesleklerine baktığımızda bunlar bürokrat, esnaf, memur, sanayici, serbest meslek erbabı, belediye başkanı, hukukçu, sağlıkçı, akademisyen ve sayamadığım tüm mesleklerden, mesleklerini en iyi yapan arkadaşlardır. Elbette milleti en iyi bunlar temsil edecekler. Özellikle bulundukları makam mevkide, olacakları milletvekilinden daha iyi kazanan, vatan ve millete daha iyi hizmet edebilen insanların illa milletvekili olmak istemeleri beni tedirgin ediyor. Ömrü boyunca idealleri uğruna hizmet etmiş insanların, bulundukları yerde marka olmuş şahsiyetlerin, hayatlarını milletvekilliği ile taçlandırmak istemelerinden dolayı burnuma kötü kokular geliyor.

Sorsanız hepsi ağız birliği yapmışçasına milletvekili ücretinin düşük olduğunu, orada aldıkları paranın eriyip gittiğini, yanlarına gelen asillerine izzeti ikram ettiklerini söylerler. Doğrudur. İnanırım. Büyük dağın dumanı büyük olur. Fakat inanamadığım, peki neden milletvekili olmak için savaşıyorsunuz?

Bana hiç kimse fikrimi yaymak veya öğretmek için yani idealizm için olduğunu söyleyemez. Nerede, kime propaganda yapacaksınız. O çalışma ve propaganda milletin içerisinde olur. Şöyle derseniz mantıklı:

-Artık çok çalıştık biraz da sırça saraylarda biz oturup asillerimizin parasını ve meyvelerini yiyelim. Buyurun, afiyet olsun!

Unutmayın ki bu milletin parası da, bedduası da çok acıdır. Onu hak edip tatlandıramayanların vay haline derim.

Kamudan milletvekili olmak istediğinden dolayı istifa eden bürokrat sayısı binlerle ifade ediliyor.

Cahilliğimi affedin ama devleti bürokratlar idare etmiyor mu?

Bunlar niye millet iken milletin vekili olmak istiyorlar?

Vekillik asillikten daha mı iyi?

Bürokratlar idare ediyorsa bu istifa edenler devleti idare etme idealinde değiller de üzüm yeme idealindeler mi?

Bunların kesin çözümü milletvekilleri asli görevlerine dönmelidirler. Yani milletin vekili olmalıdırlar. Nerede görülmüş vekilin asili idare ettiği, onun sırtından yükseldiği, sırtından para kazandığı. Sırtından şan, şöhret ve makam sağladığı. Onun için milletvekili olma elemelerinin hakkaniyetle yapılması gerekir. Her lider milletvekili olma şartlarını şeffaflıkla açıklamalıdır. Açıklanan listelerdeki kişilerin bu şartları uyup uymadığı kendi partilileri tarafından değerlendirilmelidir. Liderler çalışma arkadaşlarını ve geleceğin bakanlarını seçme hürriyetine sahip olmalılardır. Fakat para ile satın alınan vekilliğin vatan ve millete faydası olmayacaktır. Bu ancak vekile faydası olacaktır. Tabiri yerindeyse parasını en karlı yatırım olan milletvekilliğine yatırmak olacaktır.

Demek ki zaman değişse de insanlık değişmiyor. İnsanlar kendi düzenlerini her zaman kendileri için düzüyorlar. Hani Nasreddin Hoca asırlar önce ne demişti:

-Parayı veren düdüğü çalar!

Muhabbetle!..

Osman GİRGİN

Eğitimci-Yazar

osmanlıhaber.com

osmangirgin.haber@hotmail.com

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: