DUYGUSAL ZEKA (BİR LOKUM MU, İKİ LOKUM MU?) | osmanlıhaber.com
haber oku

DUYGUSAL ZEKA (BİR LOKUM MU, İKİ LOKUM MU?)

~ 19 Ocak 2015 ~ Yazarlar

DUYGUSAL ZEKA (BİR LOKUM MU, İKİ LOKUM MU?)

1960’larda psikolog Walter Mischel tarafından Stanford Üniversitesi kampusundaki yuvaya devam eden çocuklarla başlatılan çalışmada, dört yaşındaki çocuklar liseden mezun olana kadar izlenmişlerdir.

Araştırmacı dört yaşındaki çocuklara dışarıda 15-20 dakikalık bir işinin olduğunu, kendisini beklemelerini söylüyor. Eğer kendisinin dönmesini beklerlerse, dönüşte bekleyen herkese iki lokum vereceğini söylüyor. Fakat, beklemek istemeyen olursa, onlar hemen, sadece tek lokum alabilirler diyor ve dışarı çıkıyor.

Çocuklardan bazıları araştırmacı çıkınca hemen bir tek lokumu alıp yiyor. Diğerleri iki lokuma sahip olmak için baştan çıkarıcı lokumlara gözleri takılmasın diye gözlerini kapıyorlar, ya da kendi kendilerine konuşuyorlar, şarkı söylüyorlar, ya da uyumaya çalışıyorlar. Sonunda da iki lokumu kazanıyorlar.

Bu çocuklar 12-14 yıl sonra tekrar incelendiğinde, lokumu hemen kapan yuva çocuklarıyla doyumu erteleyen arkadaşları arasında çarpıcı duygusal ve sosyal farklılıklar görülmüştür. Dört yaşında baştan çıkmaya karşı koyanlar; ergenliğe ulaştığında sosyal açıdan daha yeterli, kişisel olarak etkili, kendini ortaya koyabilen, hayatta karşılaştığı açmazlarla daha iyi mücadele eden, stresli durumlarda çözülmeyen, baskı altında aklı karışmayan, mücadeleden kaçmayan, Kendine güvenli ve güvenilir olan gençler olmuşlardı.

Çocuklardan lokumu hemen kapan üçte birinin ise; sosyal temastan kaçınan, inatçı ve kararsız davranan, açmazlar karşısında kolayca sinirlenen, kendilerini değersiz gören, hep yeteri kadar almadığından yakınan, insanlara güvenmeyen, kıskanç, haset, sinirlendiğinde aşırı tepkiler veren ve kavga etmeye daha yatkın gençler olduğu görülmüştür.

Duygusal ve sosyal yönlerden kapasitesi yüksek kişiler , yani duygularını iyi bilen, duygularının farkında olan,duygularını kontrol edebilen, başkalarının duygularını anlayan ve bunları ustalıkla idare edebilen kişiler hem özel hayatlarında hem de iş yaşantılarında daha başarılı olmuşlardır. Duygusal farkındalıkları yüksek bireyler daha üretken, daha uyumlu ve daha mutlu oluyorlar. Çünkü bu kişiler iç mücadele yerine, işine, çevresine ve hedeflerine konsantre oluyor. Duygularını kontrol edemeyen kişiler ise iç mücadele halinde olduğundan, olaylara, çevresine ve işine konsantre olamaz ve kendisini odaklayamaz.

Başarıda önemli bir etmen olan bu yetenek ve üstün yönler kişilerin duygusal zekası ile açıklanmaya çalışıldı…

1980’lerin başında, İsrailli Psikolog Dr. Reuven Bar-On, duygusal zeka kavramını geliştirmeye başlamış; “Bir kişinin çevresel baskılarla ve isteklerle başa çıkmak için başarılı olma yetisinde; duygusal, kişisel ve sosyal yeteneklerinin bir bütünüdür.” şeklinde tanımlamıştır.

I.Q.(bilişsel zeka) ve E.Q.(duygusal zeka) tanımlarını göz önüne aldığımızda genel kabullenmenin aksine I.Q. ve E.Q. kavramları, birbiriyle etkileşim içinde olan ve birbirlerini tamamlayan özellikler olarak karşımıza çıkar. Başarıyı etkileyen faktörler arasında I.Q.’ya verilen pay birçok uzman tarafından %20 olarak belirlenirken; şans, sınıf, duygusal zeka gelişimi geri kalan payı kapsıyor. Aynı karakter özelliklerini taşıyan iki kişinin çok farklı konumlarda olmasını açıklayan bu değerlendirmeye ek olarak E.Q., I.Q’nun kullanılmasını etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Buna en açık örneği ise; stresini kontrol altına alamayan bireyin konsantrasyonunu sağlayamamasından dolayı zekasını kullanamaması oluşturuyor. Yani duygusal zeka ne kadar yüksek ise bilişsel zekamızda o oranda bir işe yarıyor…

“Çok yüksek bir matematiksel başarıya ya da geniş bir kültür yelpazesine sahip olabilirsiniz, fakat bu tür yeteneklerin ortaya konulabildiği, gösterebileceğiniz bir ortama girmediğiniz sürece kimse sizi farketmez. Fakat sempatik, popülaritesi yüksek bir kişiyseniz yüksek IQ değerlerine sahip olmasanız da fark edilmeniz çok daha kolaylaşır. Hatta “aranan kişi” bile olabilirsiniz ki bu duygusal zeka olarak tanımlandığına sizin istenilirliğinizi artırıcı bir özelliktir ve başarıya ulaşmanızda daha ön plan da yer alır”.

Eşit zekaya sahip iki kişinin çok farklı noktalarda ve başarılı olmalarının izahını EQ ile yapabiliriz sanırım…

Nancy Gibbs’nın dediği gibi “IQ sizi işe aldırır ancak sizi terfi ettiren EQ’dur.”

23 Mart 2007 Cuma tarihli bir haber aktarmak istiyorum.

Bill Gates, dünyanın en çok kazanan şirketlerinden Microsoft’u kurmak için terk ettiği Harvard’dan 32 yıl sonra mezun oldu

Dünyanın en zengin isimlerinden biri olan Microsoft’un kurucusu üniversiteden terk Bill Gates, 32 yıl sonra Harvard’dan mezun oldu.

Gates, 1973’de kabul edildiği Harvard’ı, ikinci sınıftayken çocukluk arkadaşı Paul Allen ile Microsoft’u kurmak ve “Windows” yazılımlarını geliştirebilmek için bırakmıştı. Gates, mezuniyet derecesini de haziran ayınca yapılacak geleneksel tören sırasında alacak. Halen Microsft’un başında bulunan Gates, eşi Melinda ile birlikte kurduğu “Bill and Melinda Gates” adlı vakıf ile dünyanın dört bir yanında yaşanan sorunlarla da ilgileniyor. 33 milyar dolarlık bütçeye sahip olan vakıf, dünyanın en büyük bütçeye sahip yardım kuruluşu olarak kabul ediliyor.

Bütün bunları söylerken bilişsel zeka ( I.Q) nın hiçbir şey olduğunu söylemiyorum, sadece her şey demek olmadığını söylemek istiyorum. Limonata yapmak için şeker gereklidir ama yeterli demek değildir…

Metin KILIÇ

Psikolojik Danışman

metinkilic66@hotmail.com


Etiketler: ,

habere yorum yapın

Yorum yapın: