EĞİTİMCİ-YAZAR OSMAN GİRGİN İLE SÖYLEŞİ | osmanlıhaber.com
haber oku

EĞİTİMCİ-YAZAR OSMAN GİRGİN İLE SÖYLEŞİ

~ 15 Mart 2014 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

 

DSCI0006

Eğitimci-Yazar Osman Girgin’in hayata dair düşüncelerini anlamak ve anlatmak için kendisi ile bir söyleşi yaptık. Her şeyi sorduk ve siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Yine de sizden gelen istekleri kendilerine iletmekten onur duyarız.

-Osman Bey kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Osman GİRGİN, 3 Mart 1969 yılında Aydın’ın Yenipazar ilçesinde doğmuşum. O yıllarda Yenipazar denince akla çiftçilik gelirdi. Çiftçiliğin yanında babam ticaretle uğraşıyordu. Günümüzün unutulmaya yüz tutmuş mesleklerinden olan bakırcılık yapıyordu. Bakırcılığın yanında kalaycılık vazgeçilmez bir meslekti. Zaten kendileri de 1959 yılında Muğla Menteşe’den taşınmışlar Yenipazar’a.

İlkokulu Yenipazar Merkez İlkokulunda okudum. Üçüncü sınıfta babamı kaybettim. İlkokuldan sonra Nazilli İmam Hatip Lisesi’ne kaydoldum. Burada bir yıl okuduktan sonra devlet parası sınavlarını kazanarak Burdur İmam Hatip Lisesi’ne gittim. Buradan mezun olduktan sonra Akdeniz Üniversitesi Burdur Eğitim Yüksek Okulu’na girdim. 1990 yılında mezun oldum. Dört ay Yenipazar’da vekil öğretmenlik yaptım. Bu dört ayda Yenipazar’ın Çulhan, Hamzabali ve karaçakal Köyü Mestanlar Mahallesinde çalıştım.

11.02.1991 yılında öğretmenlik mesleğine başladım. Sırasıyla Ardahan-Yukarıkurdoğlu Köyü İlkokulu, İstanbul Üsküdar-Bahçelievler İlkokulu, Bozdoğan Hışımlar Köyü İlkokulu, Nazilli Demirciler İlköğretim Okulu’nda öğretmenlik ve idarecilik yaptım. Halen Nazilli Turan İlkokulunda öğretmenlik yapmaktayım.

Çeşitli sivil toplum örgütlerinde idarecilik yaptım. Derneklerde görev aldım. Şuanda kendi haber ajansım olan sizin de çalıştığınız “osmanlıhaber.com” da habercilik ve köşe yazısı yazıyorum. Ayrıca yerel gazetelerde ve ülke satındaki dergilerde fırsat buldukça yazı yazıyorum. Yayınlanmış yüzün üzerinde makalem var. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde ve derneklerde yirminin üzerinde konferanslar verdim.

Yayınlanmış üç kitabın bulunmaktadır. 1-Boşa Yaşamışım 2-Anlatabildiğim Üstad 3-Bir Gülde Benden

-Kitap yazmaya ne zaman başladınız?

Yazarlığı iki binli yıllarda öğretmen arkadaşım Sayın Mustafa Çoban’ın köşe yazısı yaz baskısıyla başlamıştım. Hatta kendisine:-Ben konuşurum ama yazamam dedim. Her şeye rağmen yazmamı istedi ve yazdım. Bir daha da bırakamadım. Kitap yazmayı  2009 yılında başladım. Bundaki en önemli etken annemin hayatının gerçekten bir kitap olabilecek olması ve bizim için tarihi vesika olabileceğinden

-Yazılarınızda belli bir konu var mı?

Yazılarım genellikle özgür fakat en büyük etkiyi günlük hayatta kaybolmakta olan adet, gelenek ve bana göre önemli günler yer alıyor. Bunların yanında geçmişte yaşamış güzel eserler bırakmış insanları gelecek nesillere aktarmak gerek. Bu konuda bir köprü olabilirsek, milli, dini benliğimizden kopmamış oluruz.

-Şimdiye kadar çıkan kitaplarınız hangileridir?

Bu güne kadar üç kitabım çıktı.1.Boşa Yaşamışım 2.Anlatabildiğim Üstad 3.Bir Gülde Benden

-Bu kitaplarınızın konuları nelerdir?

Birinci kitabım Annemin hayatı üzerinden milletimizin yüz elli yılını ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda milletimizin çektiği sıkıntıları işledim. Annemim babası Çanakkale gazisidir. Sekiz yıl İngilizlerin elinde esir kalmıştır. Annemin yaşadığı II. Dünya Savaşı’ndan   günümüze yakın tarihi işledim.

İkinci kitabımda yaşadığı bütün zamanlarda zirvede olmuş yazar, şair, eleştirmen, gazeteci, piyes yazarı siyasetçi Necip Fazıl Kısakürek eserlerinden derleme yaptım. Yayınlanmış altmış dokuz eserinden bana göre gelecek nesillere aktarılması gereken konuları yazdım. Bu konuda ilçemiz Nazilli’de Necip Fazıl Kısakürek günleri düzenledik. 25 Mayıs ölüm günü, 26Mayı doğum günlerini içine alan haftada konferanslar verdim. Bu konferanslardan bölümler yazdım.

Üçüncü kitabımda ise makalelerim var. On dört yıl boyunca yazdığım makaleleri topladım. Tabi ki makalelerin konusu yok. Yine ben onları üç ana başlık altında topladım: Dini, milli ve güncel olmak üzere.  Zaman içerisinde düşüncelerimin toplamıdır.

-Yazar olmanızda öğretmenliğin etkisi var mıdır?

İllaki vardır. Yoksa kitap okuyan birisi olsam bile yazmaya cesaret edemeyebilirdim. Aslında nazara dikkate alınmayan bir sürü eser var ama bunu işin içine girince anlıyorsunuz. İşin gerçeği benim yazarlığım başkalarının eksikliğinden veya ihtiyaç duyduğum kitapların olmamasından kaynaklanan bir yazarlıktır.

-Şiir yazıyor musunuz?

Şiir yazmıyorum. Kendimce yeni bir karar aldım çıkardığım her kitaba bir şiir yazıyorum. Şimdiye kadar toplasam yedi sekiz şiirim anca var. Son kitabımda “Hayatım” adlı şiirim var. Bir de rahmetli anneme yazdığım şiir haricinde yayınlamadım daha.

-Günümüzde internet gazeteciliği revaçta bu konuda neler söylersiniz.

İnternet gerçekten bizi kuşatmış durumda. En mahrem yerimize kadar girmiş durumda. Biz interneti bilinçli kullanmıyoruz. Biz internette faydalı işlerden daha fazla zararlı paylaşımlar yapıyoruz. Ama yine insanların yanında olmanız için mutlaka internet gazeteciliğini önemsiyorum. Yoksa kimseye ulaşamazsınız. Zaten benim yaptığım bütün çalışmalarda para ile ilgili bir kazancım yok. Ben bütün çalışmalarımı hizmet için yapıyorum. Kimsenin beş kuruşu yoktur. İnternet gazeteciliğini esas kurma amacım ise başkasının  dedikodusunu yapmanın haber olmayacağını göstermek ve kendi yazılarımı daha geniş kitlelere duyurmaktır.

-Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

Bundan sonraki hedeflerimde değişik bir konu başlığı yoktur. Sadece yazı ve kitaplarımı çoğaltmaktır. İnşallah iki üç ay sonra yeni  romanım çıkacak. Bu romanda Nazilli hakkında yazılmış ilk ve tek roman özelliği taşıyacak. Aynı zamanda benimde  ilk romanım olacak. Nazilli hakkında hazırladığım bir kitabım daha var. Ardından bir anı kitabı birde piyes kitabı çıkarmak istiyorum.

-Kitap okuma alışkanlığı üzerine neler söylersiniz?

 

Kitap okuma sevgisini maalesef ödüllerle gerçekleştirebiliyoruz. Bu konuda aileler daha etkili. Aileler daha etkili dememin sebebi de onların teknik ve yöntemleri değil, onların çocuklarını bu konuda destek olmamalarından dolayı boş zaman geçirmelerine göz yummaları. Bizim millet olarak okumamız gerekir. Yoksa okullarımızda ne yaparsak yapalım başarılı olamayız. Biz sanal medya başında geçirdiğimin zamanın onda birini kitap başında geçirsek hem daha bilgili hem de doğruları membaından almış olacağız.

-Öğrenci ve gençlerin kitap okuma alışkanlığı kazanmaları konusunda neler yapılabilir?

Biz her şeyi  para ile ölçmeye başladığımız günden beri kitap okumuyoruz. Kitapların dünyasına giren kişi kitapsız yaşayamaz. Çocuklarımızı, gençlerimizi ve yetişkinlerimizi okumaya teşvik etmenin en kolay yönü okuyana ve bilene değer  vermektir. Yayınlanmış ve yayınlanan kitapları tanıtmak ve okunması için teşvik edip reklam etmektir. Günümüzde medya çok önemlidir. Bir kaç TV kanalı bu kitaplar okunmalı veya bu kitapları şu ünlüler elinden düşürmüyor diye haber yapsa herkes o kitapları okumaya çalışıyor. Tabi kitap okuyan ünlü bulmakta zor gibi gösteriyorlar. Belki zor değil ama biz ünlünün o yönüyle ilgilenmiyor ki. Fakat en  azından ünlüler magazin haberleriyle değil de okuduklarıyla taklit edilenler olur. Bunun yanında okullarımızda ve şehir kütüphaneleri kitap okuyan insanları yayınlayabilir, ödüllendirebilir, şölenler düzenleyebilir. Birçok insan şehir kütüphanelerinin yerini bile bilmiyor. Bunlar bütün bizim sıkıntılarımız. Öğrencilerimiz ödülle de olsa biraz okuyorlar ama önemli devam ettirebilmek.

Bakınız medyanın gücünü belirtmek veya istense yapılabilirliğini anlatmak maksadıyla şöyle bir örnek vereceğim. Üzerinde çok konuşulan bir dizi var. Muhteşem yüzyıl. Bu dizi sayesinde her hafta bir tarihi büyüğümüz halk tarafından inceleniyor, sövülüyor ve övülüyor. Mezar başlarına kadar gidip içini dökenler var. Kütüphanelerde araştıranlar var. Demek ki etkili olunuyor. Fakat bu dizi için güzel bir şey söyleyemeyeceğim. Şimdiden atalarımızdan nefret etmeye başladık.  Zaten bununla ilgili aynı isimde bir köşe yazısı yazdım. Merak edenler osmanlıhaber.com dan okuyabilirler. İstense her şey mümkün ama bizim okumamızı istemiyorlar. Çünkü biz okursak sanal âlemin müşterileri kim olacak. Kahvehaneler, eğlence merkezleri, oyun salonları kısacası kapitalizm nereden para kazanacak. Yaratıcısını, dinini, tarihini edebiyatını ve atasını bilen Türk Milleti her milletin düşmanıdır.

-Verdiğiniz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim umarım okuma ve okutma adına bir ilgi uyandırabiliriz. Okumanın insan olma adına ihtiyaç olduğunu anlatabiliriz. Biz ilk emri “oku” olan bir dinin temsilcileriz. Sokaklarda din için yürüyen, koşan, savaşan insanların birçoğu ilk emrin oku olduğundan haberleri bile yoktur. Çünkü onlar okumanın kolayını bulmuşlar. Kendileri adına okumuş insanların peşinden gitmektedirler. Olanlarında neler okudukları meydandadır. Çünkü bizim din adamlarımız, tarih adamlarımız, felsefe ve psikoloji adamlarımız doğruyu çıkarma yerine kendileriyle savaşmaktadırlar. Yok, benim yazdıklarım doğru, hayır benim yazdıklarım doğru diye. Boş verin bunları, adamcılıkdan sıyrılın da bu millete doğru bilgi verin. Millet, millet olmaktan çıktıktan sonra sen kitap satsan ne olur, satmasan ne olur.

Osmanlıhaber.com ailesine çok teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Şunu unutmayın:

“Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş”

Alperen GİRGİN

Osmanlıhaber.com

Yazı İşleri Müdürü

 

 

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: