ELEŞTİRİRKEN… | osmanlıhaber.com
haber oku

ELEŞTİRİRKEN…

~ 15 Şubat 2015 ~ Yazarlar

 

 

ELEŞTİRİRKEN…

 

Eleştirilerimizi çoğu zaman niçin ve ne amaçla yaptığımızı düşünmeden “otomatik” olarak yaparız… Karşımızdaki insanın yaptığı işi daha iyi nasıl yapabileceği konusunda yapıcı eleştirel bir yaklaşım daha güzele ve daha iyiye ulaşma konusunda çok işe yarayan bir yaklaşımdır.

Eleştiri, karşımızda ki insanlarda kusur arama, eksik ve yanlışlıklarını ortaya koyma yaklaşımıdır…

Fakat eleştirilerimiz genelde bu kadar olumlu ve yapıcı olmamaktadır.

Eleştiri bombardımanı altında yetişen çocuklar kendisi ile ilgili değerlendirme ve analizlerden ziyade “anne baba” ve “kendisini eleştirme hakkı olan büyüklerinin” değerlendirmelerini önemsediği bir dünyada yaşar.

Eleştirdiğimizde “sen önemli değilsin”, ”yaptıkların çok da önemli değil”,”sen benim iyi ve doğru olarak nitelendirdiğim şekilde yaparsan o zaman değerlisin” mesajını karşıya iletmiş oluruz.

Sürekli eleştirel bir ortamda yetişen, kusurları ön plana çıkarılarak eleştirilen çocuklar dış etken ve değerlendirmelere bağlı/ bağımlı olarak öz benlikleri hakkında fikir sahibi olurlar.

Dış değerlendirmeler ışığında kendisinin bir konu hakkında doğru yaptığı ve düşündüğü ya da yanlış yaptığı ve düşündüğüne dair bir yargıya ve değerlendirmeye ulaşır. Böyle yetişen çocuklar bizim onayımızı almak ve kendilerine değer verildiğini görmek adına “bizim istediğimiz kişi” olmak için çaba harcar… Bu eleştirel ortamda yetişen çocuklara verilen değer “koşullu bir değerdir”, yani “benim istediğim gibi olursan”, “benim düşündüğüm gibi düşünürsen değer veririm”  mesajını iletmiş oluruz.

Eleştirel ortamda yetişen çocuklar, kendileri hakkında değerlendirme ve yargılar yerine dışarıdan kendisine empoze edilen değerlendirme ve yargılamalar ışığında kendisini değerlendirir. Kendisi ile ilgili düşüncesi yerine “otoritenin”, “büyüklerin” ve “kendisi yerine düşünenlerin!”, eleştirileri doğrultusunda doğru yolda ya da yanlış yaptığına karar verir.

Bu çocuklar ileride “böyle yaparsam annem ne der?”, “böyle yaparsam babam ne der?”, “böyle yaparsam müdürüm, amirim ne der?”, ”böyle düşündüğümü söylersem dışlanır mıyım?”, “farklı bir görüş dile getirsem benim hakkımda ne düşünürler?” düşüncesi ile hareket eden ve farklı olarak dışlanmak ve değersiz görülmemek adına “başkaları gibi düşünen” , pasif kişilikli yetişkinler olurlar…

Eleştire eleştire karşımızdakilerin, özellikle de çocuklarımızın yapabildikleri, başarabildikleri ve gösterdikleri çabaları yerine eleştirilecek özellikleri üzerine yoğunlaşırız. Böyle davranmakla kendine güveni az, kendisini farklı şekillerde ve rahatlıkla ifade etmekten, “kendisi olmaktan!” korkan bireyler yetiştirmiş oluruz…

Çocuklarımızı, “ne oldukları ve ne olmadıklarıyla, eksik ve gelişmiş yönlerini tanıyarak, kendileriyle ilgili sağlıklı öz değerlendirme yapabilen”, bunu yaparken “dışarıdan  etkilenmeyen” sağlıklı bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlamak için “bizim kalıplarımıza uygun” kişilikler yetiştirmemek için elimizden geleni yapmalıyız.

Hür düşünen, düşünmekten ve düşündüğünü ifade etmekten çekinmeyen, bunun için her şeyi göze almaktan çekinmeyen “kolay etkilenmeyen” , “kişilikli-kimlikli” bireyler yetiştiren bir toplum olmak dileğiyle…

 

Metin KILIÇ

Psikolojik Danışman


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: