haber oku

EV ARKADAŞI ARIYORUM!

~ 13 Kasım 2013 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

girgin-resim1

EV ARKADAŞI ARIYORUM!

Yalnızlık Allah’a mahsustur. İnsan gelişen dünya teknolojilerinin nimetleri sayesinde yalnızlığı aşıyormuş gibi görünse de, aslında topluluklar içerisinde yalnızlığı yaşıyor. Teknolojiler uzaktakini yakın eylerken kişiyi tamamen doğal ortamdan sıyırıp uzaklaştırıyor. Teknoloji sayesinde insan arkadaş, dost ve akrabasıyla bir arada olamıyor dahası konuşma ve sosyalleşme yeteneklerini istediği gibi geliştiremiyor.

İnsanlar yaşadıkları memleketlerinden başka yerlere yani gurbete askerlik harici iki şekilde gidiyorlar. Bunların birincisi ekmek parası için diğeri eğitim ve öğretim için.

Anadolu’nun bağrından büyük şehirlerimize ekmek parası için gelenlerin tamamı gariban vatandaşlarımızdır. Bunlar aldıkları asgari ücretlerinin bir kısmıyla idare edip bir kısmını memleketteki eş ve çocukları için gönderirler. Kendileri ise çalıştığı dükkânda, iş hanında, bekâr evlerinde veya üçüncü sınıf otel odalarında kalırlar. Bunlar gurbetin ezasını, cefasını geçen gurbet kuşlarıdır.

İkinci ise memleketinden eğitim ve öğretim için giden bizim değerli öğrenci kardeşlerimizdir. Tabi bunlar birinci gruptan çok daha şanslıdırlar. Özellikle bu yıllarda okumaya gitmek istemeyenler bile, bir üniversite hayatını görüp geleyim diye gidiyorlar. Yani bu dönemi yaşamak istemeyen akılsızdır misali. Arkadaşlarımızın aynı bölüm memleketlerinde olmasına rağmen büyük şehirlere yazarak gittikleri bir dönemdir.

Eskiden öğrenciler okulu kazanır ama gidecek paraları olmadığı için burs dilenirlerdi. Allah, yardımsever bir insanla karşılaştırırsa hayalleri gerçek olurdu. Şimdi okulu kazanamıyorlar yardımsever babaları onları parayla okutuyorlar. Çocuğunun daha iyi şartlarda okuması için yemeyip, içmeyip, giymeyip gönderiyorlar.

Günümüz şartlarında okuyan insanımız çok olduğundan devlet yurtları yetersiz kalabiliyor. Bunun yanında yapılan özel yurtlarda büyük bir oranda ihtiyacı cevap verebilecek durumdadır. Fakat burada devlet üniversite açtığı yerde yurt açma durumundadır. Maddi yönden daha külfetli olmasına rağmen öğrencilerimiz kendi başlarına evde kalmak istemektedirler. Çünkü verdikleri para kendi ceplerinden çıkmamaktadır.

Yılbaşından sonra devlet yurtları boşalmaktadır. Özel yurtlar bunun önlemini eğitim yılının başında bir yıllık senet almakla geçmektedir. Neden?

Çünkü arkadaşını bulan yurdu terk etmektedir. Buraya kadar her şey gördüğümüz olaylardır.

Son günlerde öğrenci evleriyle ilgili polemikler de, öğrenci evlerindeki yemeksizlikler ve garibanlıklar ön plana çıkartılarak gündem değiştirilmek istenmektedir. Zaten parası olmayan o evde kalamaz. Ailesinden gelen parayı dikkatli kullanan evde o hallere düşmez. Eğer düşüyorsa.  Ev kiraları beş yüz lira iken öğrenciye yedi yüz elli liraya veriyorlar. Tabi bu sadece ev kirası, hani bunun diğer giderleri?

Öğrenci her şeye rağmen evde kalmak için çalışıyor. Bir asgari ücret parasını babasından alıyor. Yeterse.

Gelelim kız-erkek öğrencilerin beraber paylaştıkları evler polemiğine. Bunları destekleyenlerin mantığını anlamış değilim. Bu arkadaşlarımız hayat boyu beraber otursunlar. O zaman evlenmeye de gerek yok. Peki, aile müessesi ne olacak? Geleceğimiz ne olacak?

Özel hayata müdahale durumu açısından güzel ama zaten ailelerinin bir evin içine koyup gittikleri kız ve erkek öğrencilere kim bir şey diyebilecek. Bunlar on sekiz yaşının üzerinde insanlardır. Bunun haricinde evini erkek arkadaşıyla paylaşan veya erkek ev arkadaşı arıyorum diye ilan asan bayanı desteklemiyorum.

Erkek arkadaşlardan üniversite hayatı boyunca beraber kalan bir sürü insan varken evini erkek arkadaşla paylaşan bayan arkadaş veya evini bayan arkadaşla paylaşan erkek arkadaş yılda üç beş arkadaş değiştiriyor. Neden?

Ne diyelim, demek ki geçinemiyorlar.

Evi kız-erkek kullanma kültürü nereden geldi? Bu hangi adet, gelenek, görenek, ahlak töre ve inançta vardır.

Bugünkü duruma gelmek için bazı guruplar özellikle çalıştılar. Devlet bile aynı yurt içerisine beraber alarak bu işe çanak tuttu. Filimler diziler oynatılırken birisi de kalkıp sormadı. Bu kimin kültürüdür? Diye.

Milletin temel taşı ailedir. Beraber kalmalar aile kurumuna zarar vermiyor mu?

Biz aile kurumunu kutsallaştıralım derken yozlaştırmanın kime faydası olacak?

Aile kurumunun bozulduğu bir toplum nereye kadar var olabilecek?

Günümüzdeki parçalanmış aile sayısı ve boşanmalar beraber yaşantı ile sona mı erecek?

İşi birde dinimiz yönüyle ele alalım:

Dinimizde birbiriyle nikâh düşen insanların bir arada yaşamalarına müsaade var mı?

Arada yaşanan veya yaşanmayan her şeye rağmen birbirlerinin mahremiyetlerine girmiş olmuyorlar mı?

Bay ve bayanlar yarından sonraki evlilik hayatlarında aynı özgürlük ve rahatlıklarını aramayacaklar mı?

Dinin karşı çıktığı bir konuda sırf muhalefet olsun veya siyasi yönden başka görüşte olduğu için karşı çıkan Müslüman kardeşimi de anlayamıyorum. Dinin onaylamadığı bir konuyu kim onaylarsa onaylasın karşısında olmalıyız. Dinin onayladığı konuyu kim onaylamazsa onaylamasın yanında olmalıyız.

Biz bu evlerde ne olup olmadığını biliyoruz. Toplumumuzda biliyor. Bu evleri yanlış bir şey olduğu için değil dinimiz onaylamadığı için onaylamamalıyız. Böyle bir kültürde bizim kültürümüz değildir. Biz inandığımız şekilde yaşamadığımız müddetçe, yaşadığımız şekilde inanacağız. Buda bizim felaketimiz olacaktır.

İnsanlar bu konuda konuşurken bir değil iki kere düşünerek konuşmalılardır. Yoksa haberleri olmadan dinlerinden bile olabilirler.

Muhabbetle…

Osman GİRGİN

osmangirgin.haber@hotmail.com

osmanlıhaber.com
 

 

 

 

 

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: