haber oku

HANGİ NEHİR

admin ~ 07 Mart 2022 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

Dünyanın yaratılışından bu güne insanoğlu devamlı olarak yalnız ve aciz bırakılmıştır. Bu bırakılma nedeni toplu yaşama ve yaratıcısına unutmaması içindir.

Allah’ın halifesi olarak yeryüzüne gönderilen insan, Allah’ın yaratılış gayesini bildiği ve uyguladığı sürece vezir(halife), unutup uygulamadığı müddetçe rezil olmuştur. Aynı zamanda koskoca yeryüzünde yalnız ve derbeder vaziyette kalakalmıştır.

Allah önce Hz. Âdem’i sonra da arkadaş, dost, yardımcı geleceğin teminatı olarak (Hz. Havva’yı) kadını yarattı. Kadınlar ve erkekler birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Biri olmadan diğeri bir işe yaramaz. Dünyanın huzurlu ve düzenli olabilmesi kadın ve erkeğin anlaşabilmesine bağlıdır. Çünkü kadın ve erkekten aile, ailelerden toplum oluşur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)de Müslümanların, Müslüman kadınlarla evlenip sünnetinin yerine getirilmesini öğütlemiştir.

Devamında da çocuk yapmalarını ve kendisinin ümmetinin çokluğu ile övüneceğini bildirmiştir.

Ben kadınları bir akarsuya (nehre) benzetirim. Kadınlarımız aynı nehir gibi doğarlar, kendilerine gelinceye kadar sakin sakin akarlar, önlerine çıkan arazi şartları ve mevsimlere göre, zaman zaman azgın, zaman zaman durgundurlar. Ne zaman köpürecekleri belli olmaz. Bazen çağlayanlardan dökülerek önlerine aldıklarını sürükleyip götürürler. Onlarca canı yakarlar, yok ederler. Ama bunun yanında binlerce canı kurtarırlar. Can katarlar. Binlerce insana can verirler. Hayat verirler. Tabiatın canlanmasına, yeniden dirilmesine vesile olurlar. Ayrıca hasretle bekleyen tarlara ulaşıp capcanlı olmasını sağlarlar. Yetiştirirler, boy boy bitkilerin yetişmesinde can suyu olurlar. Bazen suya ulaşmak veya getirmek için tüneller açıp, yollar kurarız. Bazen de gelmemesi için setler çeker barajlar yaparız. Bazen köprüler kurup hayatları, canları, medeniyetleri birbirine bağlarız. Bazen de nehre veya suya atlamak, girmek, kavuşmak için yüzlerce kilometre yol kat ederiz.

Kadınlarımızda aynı değil mi? Dünyanın yetişmesini ve boy boy büyümesini onların sevimli eller ve sımsıcak kalpleri sağlar. İçlerindeki binlerce canlıyı barındırırken en merhametli canlıdırlar. İçine düşüp boğulanlara karşı canavar oluverirler. Kendi hallerine akıp giderken uysal koyun gibidirler. Eğer çekip tutmaya çalışırsan, bendini aşıp tehlikeli ve azgın olurlar. Barajlar oluşturursan üretken olurlar. Tabiat ananın bağrında en kıymetli olan akarsularımız deryaya ulaşınca bir damla gibi kaybolur giderler. Yükseklerden hızlı akışı, düzlüklerden hissettirmeden gidişi, denizlere gidince adeta karışmak istemezcesine yayılışı, bataklık oluşturması en büyük benzerlik değil mi? Unutmayalım ki en verimli ovalar delta ovalarıdır. Ama bu memleketin her işinde kadınlarımızın adı ve emeği vardır. Hele Türk kadını dünya milletlerin hiçbir kadınıyla kıyaslanamaz bile. Hangilerinden bahsedeyim ki:

-“Milletimim hâkimiyeti uğrunda canımı vermek benim vicdan ve namus borcum olsun.” Diyen Zübeyde Hanım’dan mı?

93 Harbinde Rusların eline geçen Aziziye Tabya’larının kurtarılmasında “Nene Hatun” diye ün salan, nam salan Anadolu kadınından mı?

Milli Mücadele yıllarında Aydın duman ve kanlar içinde iken birçok kimsede bulunmayan cesaret ve kahramanlık duygularıyla, şecaatle ziynetlerini satarak bir tüfek tedarik eden ve düşmana karşı koyan “Emir Ayşe Aliye’den mi?

Tarihteki hemcinsleri gibi destansı sayfalara yenilerini ekliyor. Kadınlarımızın ana, namus, yar, sevgili ve en büyük yardımcı gözüyle bakılmasını, kötü muamele ile karşılaşmamalarını, kendilerinin insan olduklarını öncelikle kendilerinin unutmamaları en büyük temennimdir.

Bütün dünyanın kabul ettiği “8 Mart Dünya kadınlar Günü” nedeniyle başta şehit anaları ve anam rahmetli olmak üzere bütün kadınlarımızın  gününü kutluyorum.

Tarihimizde adı geçen büyük ve kahraman kadınlarımızın nasıl tarihe geçtiklerini bilmelerini dilerim.

Muhabbetle…


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.