haber oku

 HARAY      ( Küçük Yürekten Büyük Feryat… ) 

admin ~ 24 Nisan 2021 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

                                         

Salman Pirili, yetenekli ve zeki bir çocuktur. Okuldan bir makale yazma ödevi aldı ve yazdı. Gözyaşlarımızı tutamayacağımız bir makale yazıdı hemde. Yeni neslimizin bu kadar bilinçli bir şekilde okuryazar olarak büyüdüğünü görünce sevinç gözyaşlarımı tutamadım. Birçok kez okudum ve düşündüm. Şehitlerimiz, gazilerimiz ve kayıplarımız yeni nesildendi. Çoğu Birinci Karabağ Savaşı’ndan sonra doğdu veya o sırada 5-6 yaşları arasındaydı. Onlar Karabağ’ı 30 yıllık işgalden kurtardılar, alnımızdaki siyah lekeyi zafer bayrağıyla sildiler. Kanları pahasına Azerbaycan’ı Karabağ ile birleştirdiler. Onun içindir ki, yeni nesil vatan sevgisi ve kahramanlık ruhuyla büyüyor. Salman Pirili’nin yazısı beni hemde ağlattı. Sesindeki keder, kalbimi acıttı. Acıyı biliyorum çünkü o acıları tattım. ama Selman’ın kalbinin ve ruhunun Vatan nisgilini görmediğim için kendimi suçladım. Onun için yayınlamayı seçtim. Salman’ı tanıyorum ve çok da seviyorum. Onun ışıklı geleceğine çok inanıyorum. Onun için de Türk dünyasında tanınmasını istedim. Bir Türkten kurt doğar ve o küçük kurt aslan olarak büyür. O da öylesine böyüyor. Salman’ın yazmaya devam etmesini diliyorum. Anavatan, bütün çocukları onu sevdiğinde özgürleşir. Bayrağımız bir daha Karabağ’dan düşmesin. Karabağ’ın ışığını aydınlatanlardan ol, Selman! (Nezmiyye HİCRAN)

Salman PİRİLİ: “Ben, Pirili Salman Yaşar oğlu, Bakü 251 Nolu Okul 5. sınıf öğrencisiyim. Memleketim olan Karabağ’ın zorlu geçmişini sizlere anlatacağım. Karabağ en başından beri düşman saldırısı altında kalmıştır yıllarca. Ermeniler, Azerbaycan’ın bir parçası olan Karabağ’ı “Artsak” adlandırarak toprakları ele geçirmek ve Azerbaycanlıları kendi vatanlarından sonsuza kadar uzak tutmak istemişler. Böylece 1820’lerden itibaren toplu halde bu topraklara göçmen olarak yerleşmeye başladılar. Ancak, bu onlara yetmedi ve 1987-1088 Yıllarından başlayarak sinsice gizli savaşa başladılar ve Rus askerlerinin desteğiyle Karabağ’ı işgal ettiler. O lanet yıllarda Azerbaycan’ın güzel arazileri olan Kelbecer’i, Şuşa’yı, Laçın’ı, Ağdam’ı, Zengilan’ı, Cebrayıl’ı, Fizuli’ni, Kubatlı ve İnsanlık adına yakışmayan Ermeni vahşiliklerine maruz kalarak Hocalı’yı kaybettik. Hocalı ‘da kan döküldü, insanlar diri diri yakıldı, çocukların başı kesildi, derileri yüzülerek alevlerde yandırılarak öldürüldüler. Kelbecer’de, Şuşa’da kızlar ve kadınlar namuslarını korumak için kendilerini sarp kayalıklarından attılar. Ermeniler hayvanlarımızı, eşyalarımızı aldılar, evlerimizi alevlerde yaktılar, ağaçları söktüler, toprakları ateşe verdiler ve dedelerimizın mezarlarını yerle bir ettiler. Bu trajedilerin üzerinden uzun yıllar geçti. Memleketlerinden kovulan birçok yurttaşımız vatan özleminden öldü. Ama yine de Karabağ’a döndüğümüz güne umut ettik, inandık ve sabrettik. Babam bize hep Karabağ’da o zamanlar askerlerimizin silahsız savaşan bir kahramanlar olduğunu söylerdi. Karabağ’ı bir gün işgalden onların böyütdüğü cocukların kurtaracaklarını söylerdi. Azerbaycan 30 yıl önceki zayıf ülke değil şimdi derdi. Muzaffer ve güçlü bir ordumuz, yenilmez bir liderimiz var. Yakında ikinci bir Karabağ savaşı olacağını hissetti ve 27 Eylül 2020 sabahı savaş başladı. Ateş açmak için tetikte duran parmaklar, toplarla arkaşlık yapan asker ve gönüllü savaşan yığıt kahramanlarımız savaşa atıldı. 44 günlük savaş sırasında Karabağ düşmandan kurtarıldı. Savaştan galip dönen ordumuzun askerleri, Şuşa’yı sarp kayalıklara tırmanarak kurtardıklarını söyleyince, kendilerini uçurumdan aşağı atan kızlarımız adına sevindim. Harı Bülbülün göğsünde askerlerimizin resimlerini görünce derisi yüzülen ve öldürülen bebeklerimizin adına sevindim. Karabağ’da namaz kılarken şehit düşen askerlerimizi görünce İslam’ın adına ve büyüklüğüne sevindim. Karabağ, üç bin şehitimizin, binlerce gazimizin ve kayıplara karışan savaşçılarımızın zaferidir! Babam haklıydı, Birinci Karabağ Savaşı gazisi olan birçok kahramanımızın çocukları İkinci Karabağ Savaşı’nda şehitliğin zirvesine çıktı. Bir noktada not etmeyi kendime borçluyum. Karabağ’ın kurtuluşunda Türkiye ve Pakistan gerçek kardeşçe güç ve arzu göstererek bizi desteklediler. İkinci Karabağ Savaşı, dünya tarihinin en adil savaşı olarak adlandırıldı. Bütün dünya bir kez daha Karabağ’ın Azerbaycan olduğuna ve Azerbaycan ordusunun 30 yıldır Ermenilerin ezdiği toprakları özgürleştirdiğine ikna oldu. Beni mutlu eden şey, babamın uzun süredir kaybettiği vatanının düşmandan kurtarılmış olmasıydı. Memleket hasretinden ölen babannemin gözyaşlarını unutamıyorum. Kelbecer artık özgürdür ve vatanımıza döneceğiz yakınlarda. O günleri sayıyorum. Babannemin Memleketinden ayrılırken Kelbecer’den hatıra olarak getirdiği resimlere bakmayacağım daha. O yerlere dedemin, teyzemin, kaybettiğimiz sevdiklerimizin yıkılan mezarlalıklarımıza babannemin hasretli gözünden bakacağım. Ailenin en küçüğü olmama rağmen, babamın yıllarca akan göz yeşlerini, hayallerini avuç içlerimde, babannemin göz yeşlerini gözlerimde, yüreğindeki hasretleri yüreğimde o dağlara, topraklarımıza taşıyacağım. Orada babannemin dualarını edeceğim, namazını kılacağım. Karabağ’ın Azerbaycan olduğunu nefesimi tutana kadar dedemin ve teyzemin kabrine haykıracağım! Eeeeyyy Ermeniler, yedikleri tabağa tüküren namussuzlar- Biz geldik- Karabağ Azerbaycandır!

Ben, tüm şehitlerimizin, gazilerimizin ve kayıplarımızın ruhları, kahramanlıkları önünde eğiliyor, annelerinin ve çocuklarının ellerini ve gözlerini öpüyorum. Kayıpların, şehilerin ruhları karşısında diyorum ki, sizlerin yolunuzla devam edeceğiz ve düşmana onun gizli planını gerçekleştirmesi için bir daha asla şans vermeyeceğimize dair yemin ederim. Memleketimde dökülen kanınız gözlerimde yeşerecek, büyüyecek, düşmana fırsat vermeyecektir!”

Türkiye/SAKARYA 24.04.2021

osmanlıhaber.com

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.