haber oku

İTTİHAT VE TERAKKİ (BİRLİK VE İLERLEME) 3

admin ~ 03 Haziran 2020 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

1.Bölüm 12 Mayıs’ta

  1. bölüm 15 Mayıs’ta yayınlandı.

İttihat ve Terakki hakkında en toparlayıcı bilgi olarak şunları söyleyebiliriz:

Dünya devleti Osmanlıyı yıkabilmek için ne kadar düşman varsa toplanmıştır. Bu teşkilat milletin zeki, çalışkan ve nüfuslu öğrenci ve gençlerini ideallerini gerçekleştirme vaadiyle içine almıştır. Memleketin pırıl pırıl gelecek vaat eden kişilerini kime ve neden hizmet ettiklerini bilmeden sloganlarla yürümüşlerdir. Önlerine çıkan engeller dışarıdaki hain kapitalizm uşakları tarafından aşılmıştır. Fakat bizim o pırlanta gençlerimiz başarının kendilerine ait olduğunu sandıklarından daha da azim ve inançla çalışmışlardır.

Dıştaki ve içteki (amaçlarını bilmeden de olsa) düşmanlar (gizli teşkilat İttihat ve Terakki) devleti ve milleti yıkınca yani başarıya ulaşınca tuzla buz olup dağılmıştır. Zaten dağılmamış olsaydı da bir yere varamazlardı. Çünkü herkes kendi ideallerini uygulamak için kendi içlerinde savaşmak zorunda kalacaklardı.

Mustafa Kemal Atatürk Selanik’ten yola çıkan Hareket Ordusunda var mıdır?

Evet vardır. Hatta Selanik’te komutan Mahmut Şevket Paşa ve Kurmay başkanı Kolağası Mustafa Kemal’dir.

Peki, ordu İstanbul’a yola çıkıp İstanbul’a geldi. İstanbul’da durum nedir?

Ordu komutanı Mahmut Şevket Paşa ve Kurmay başkanı Kurmay Binbaşı Enver Bey’dir.

Neden?

Sonra bu Enver Bey (Paşa) saraya damat oluyor?

Hangi saraya?

Mısır sarayına değil, kendi padişahını indirdikleri Osmanlı Sarayına…

Biz Enver Paşa’ya da haksızlık ettik. Sarıkamış’ta yüz bin askeri kurşun atmadan donduran Paşa diye (Sarıkamış’ta söylenen kadar askerimizde donmamıştır. Donsa zaten Ruslara bu kadar ölü verdiremeyiz) yerden yere vurduk.

Enver paşa ile ilgisi ne?

Dönemin tek adamıdır. Başbakan de, Milli Savunma Bakanı de, Genelkurmay Başkanı de ne dersen de. Sadece padişah demeyin yeter.

Aynı Enver Paşa aynı yetki ve makamlarda olduğu halde bir yıl bile geçmeden yapılan Kutül Amare ve Çanakkale savaşlarında adı yok.

Neden?

Çünkü bunlar zaferle sonuçlandı da ondan.

Peki, Çanakkale’de bir hezimete uğrasaydık fatura yine Enver Paşa’nın değil miydi?

Sarıkamış’ta galip gelseydik o zaman Sarıkamış’ta bulanan amcası Halil Kut ‘mu kahraman olacaktı?

O iyi niyetli, fakat bilmeden de olsa başkalarına hizmet eden adamı tanıyamadık bir türlü.

Sonunda kendisi anladı ama iş işten geçmişti. Belki affettirebilirim diye Türkistan dağlarında öldü gitti.

Biz Milli Mücadelede Kazım Karabekir’in Mustafa Kemal’e gelip seninle beraberim demesini hep kırılma noktası diye anlatırız. Peki, sizce emrinde ordusu olan, hala resmi görevde olan, Millet tarafından da sevilen sayılan, padişahla arasının da Mustafa Kemal’e göre daha iyi (ki ordu komutanı ) olan kişinin askerlikten istifa eden veya atılan Mustafa Kemal’e yanındayız demesi, kendi komutanlık adına bir istek ve arzusu olmaması nasıl açıklanır?

Sadece vatan ve milletin bekası derseniz, kendisinden bir halt olmaz düşüncesinde olduğunu gösterir.

Peki, Kazım Karabekir böyle bir paşa mı?

Hayır, hayır hayır!

Mustafa Kemal Paşa zaten olayın böyle olacağını biliyordu. Çünkü Kazım Karabekir Paşa ile 1909 da Selanik’te İttihat ve Terakki’nin gizli kongresinde beraberlerdi.

Şimdi yukarıda bahsettiğim gizli teşkilat ve güya Türklüğü birleştirme ve ilerleme birlikteliğinin aynısı yaklaşık yüz yıl sonra bu memlekette bir kere daha denendi mi?

Bir kere daha temcit pilavı gibi ısıtılıp milletin önüne kondu mu?

Eğer başta yine II. Abdülhamid olsaydı başarıya ulaşırlar mıydı?

Evet, evet evet!

Demek ki tarih tekerrür ediyor. İbret almazsak gelecek kuşaklarda yine karşımıza aynısı çıkacaktır.

Osman GİRGİN

Eğitimci, Yazar-Şair

 

 

 

 

 

 

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.