KALDIRIM İSTİYORUM | osmanlıhaber.com
haber oku

KALDIRIM İSTİYORUM

~ 07 Mayıs 2012 ~ Genel, Yazarlar

osman resim

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar duyulur, ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvranan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşacık bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum.

Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;

Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;

İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.

Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;

Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.      (N.F.KISAKÜREK)

Toplumun bütün dertlerini ve dertlilerini toplayabilen ender yerlerden biri olan kaldırımları, edebiyat dünyasının gök kubbesi kabul ettiğim Üstad böyle anlatmıştır ‘Kaldırımlar’ şiirinde.

Evet, milletimizin kendisine has bazı özel yerleri ve anlatış biçimleri vardır. Kaldırımlar geçmişten günümüze insanların dertleriyle, tasalarıyla, sevinçleriyle, dostluklarıyla, arkadaşlarıyla, hasımlarıyla, mağlubiyetleriyle ve zaferleriyle yürüdükleri yerlerdir. Kaldırımlar, zaman olur derin izlerini taşıdığı kavgalarını hatırlatır. Zaman olur mutluluktan kör olduğu, taşlarının rengini ve şeklini görmeden uçtuğu beraberliklerinin sıcacık tebessümünü hatırlatır.

Hepimiz yürümedik mi; bu kaldırımlarda gecenin geç saatlerinde zafer kazanmış kumandan edasıyla?

Arkamıza bile bakmaktan korkup hızlıca geçtiğimiz zamanlar olmadı mı bu kaldırımlardan?

Bazen dükkânların önündeki kaldırımlarda yürürken vitrinlere dalıp kendimizden geçtiğimiz olmadı mı hiç?

Hatta ve hatta kendinizden geçtiğiniz zamanların birinde önünüzdeki kocaman elektrik direğine çarpmadınız mı hiç?

Gecenin geç saatinde kaldırımda yürürken çıkardığınız sese tempo tutmadınız mı?

İşte bunlar kaldırımların üzerinde yaşadığımız tatlı ve talihsiz hatıralarımızdan bazılarıdır. Ama her şeye rağmen kaldırımlar her devrin en sosyal ve hareketli mekânlarıdır. Zamanlarında hangi tür araçlar kullanılırsa kullanılsın mutlaka insan yolu ile araç yolunu ayırmak gerekmektedir. Yoksa ne insanlar rahat edebilir, ne de taşıtlar.

İşte ben şimdi güzel Nazillilimizin bazı yollarında kaldırım olmasını istiyorum. Bunların başında Nazilli’nin ana damarı olan ‘Uzun Çarşı’da ve yürüyüş yolları dediğimiz yerlerde kaldırım istiyorum.

Şimdi, kendini eskilerin tabiri ile ‘Çarıklı erkân’ zanneden biri diyecek ki:

-Hiç taşıt girmeyen yerde kaldırım mı olur?

Evet, olmaz ama taşıt girmeyen yerde olmaz. Buralarda günün hangi saatinde olursa olsun çoluk çocuğunuzla yürüyebiliyor musunuz? Güya taşıt girmiyor diye salsanız çocuklarınızı arkanıza bakmadan gidebilir misiniz?

Hele uzun çarşıda, sadece bankadan para çekmek için otomobille banka önüne kadar gelenleri görüp kendi kendinize konuşmamanız mümkün mü? Geçen bisiklet ve motorların sayısını saymak herhalde delilik olur. Ben bu yollarda araba ile ve son ses motor ile geçmenin havasını veya cakasını anlamış değilim. Arkanızdan konuşan insanları siz dua ediyor mu zannediyorsunuz acaba?

Birde ‘Uzun Çarşı’ dan Belediye’ye, oradan da Atatürk Parkı’na gittiniz mi? Yaklaşık beş metrelik kaldırımda yürüyecek yer yok. Bütün esnaf kardeşlerimiz kaldırımın dört metresini karşılıklı veya tek taraflı işgal etmişler, iki arkadaşınızla yürüseniz karşıdan gelene yol vermek zorundasınız. Bir de bu mekân sahipleri buralara ağır ve sabit eşyalar koydukları için geceleri de dolu. Dükkânlarının dışındaki malzemeler içindekinden daha fazla neredeyse. İyi de hani bizim yukarıda bahsettiğimiz kaldırımlar nerede? Sadece buraları mı? Hayır. Belediye dükkânlarına gidin. Kıbrıs Caddesi’ne gidin. Ara sokaklara gidin. Hele bayramdan önce Uzun Çarşı’dan yürünmüyor bile. Alış veriş yapacak olsanız bile geçemiyorsunuz. Daha nereler, nereler. Ben ya kaldırımların boşaltılmasını asli görevlerinde kullanılmasını ya da, yeni kaldırımlar istiyorum.

Zaten Nazillimiz Uzun Çarşı ve civarına sıkışmış durumunda. Aslında Hürriyet Caddesindeki kaldırımları genişletsek, ışıklandırsak Bozdoğan Yolu’na kadar işyeri ve yürüyüş yolu yaparız ama yine işyerlerinin işgaline uğramayacak mı?

***Bu günlerde çok iyi giden Nazilli Spor’a başarı dilememek haksızlık olur. Başta başkan ve futbolcular olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyorum. Ama maçlarda belki evrensel ama anlayamadığım bir olayı anlatayım. Su kola alıp maça gidiyorsunuz. Kapıda kolalar ve suyu (pet şişe olduğu için) alıyorlar. Bozuk paralarda kasaya.  Tamam. İçeriye giriyorsunuz iki su alıp beş lira veriyorsunuz. Zaten bozuk paranız kapıda enselendi. İki su ve dört tane aslanlar gibi demir para alıyorsunuz. Ben anlamadım:

-Bu ne perhiz, ne lahana turşusu? Amaç ne? Anlayan var mı?

Muhabbetle…

osmangirgin.haber@hotmail.com


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: