KİM ÖZÜR DİLEYECEK? | osmanlıhaber.com
haber oku

KİM ÖZÜR DİLEYECEK?

~ 24 Nisan 2015 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

 

EĞİTİMCİ-YAZAR OSMAN GİRGİN İMZA

 

Günümüz insanının en büyük problemlerinin başında anlamamak ve anlatamamak geliyor. Son zamanlarda buna birde araştırmamak eklendi. Giyimimizdeki, yaşantımızdaki, konuşmalarımızdaki modaya şimdi birde geçmişimizi kötüleme, beğenmeme ve aşağılama modası eklendi. Yani tavuk çıktığı yumurtayı beğenmez oldu. Aşağılık kompleksine kapıldı.

Yüzyıllar boyu bizi kastedecek düşmanlar, bizim öz değerlerimizden girerek, bizden biri gibi görünerek ve biz yapmış intibaı vererek bir sürü çirkinliği, saygısızlığı ve densizliği yapmışlardır. Sonra da “Delinin biri kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz” atasözünde olduğu gibi temizlemek bu yurdun öz evlatlarına düşer. Tabii ki temizleyebilirsek. Şimdi bunu içimizdekiler yapmaya başladı.

Bu yüzden bölünen ve kardeş kavlarıyla tarih sahnesinden tarih sayfalarına giden imparatorluklarımız ve devletlerimiz olmuştur.

Doğrusu bunları yapanlara söylenecek tek söz:”Besle kargayı, oysun gözünü” olacaktır. Ama oydurmamak ve uyanık olmak bizim görevimiz değil mi?

Her yıl belli zamanlarda dış mihraklar tarafından yapılan ve milletimizi küçük düşürüp, devletimizi töhmet altına alma girişimleri bu sene güzel yurdumuzun insanları tarafından başlanıp ve desteklenmesini esefle karşılıyorum.

Bu kampanya ve girişimlerden karlı çıkacak olanların kimler olduğunu herkes biliyor. Böyle işlerde daha dikkatli olmak gerekmez mi? Bu olayı provokatörlük olarak değerlendiriyorum. Ülke bütünlüğüne, birlik beraberliğimize konmuş bir dinamik olarak görüyorum. Bölücülük ve etnik milliyetçilik yaparak Türk Milletini ve Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya çalışanlara karşı dikkatli olmalarını ve bindikleri dalı kesmemelerini söylüyorum.

Biz onlarca bürokratı teröre (ASALA)ya şehid verdik. İsterseniz bir kaçını sayalım:

-1973 yılında Santa Barbara’da şehid edilen Başkonsolos Mehmet BAYDAR,

-1975 yılında Viyana’da şehid edilen Büyükelçi Daniş TURNALIGİL,

-1977 yılında Roma’ da şehid edilen Büyükelçi Taha CARIM,

-1978 yılında Madrid’te şehid edilen Büyükelçi Beşir BALCIOĞLU,

-1980 yılında Atina’da şehid edilen Galip ÖZMEN,

-1982 yılında Los Angeles’te şehid edilen Başkonsolos Kemal ARIKAN,

1983 yılında belgrat’ta şehid edilen Büyükelçi Galip BALKAR,

Daha yazmaya gerek var mı? Bildiğimiz ve bilmediğimiz onlarcası. Bunların yanındaki akrabaları, çalışanları ve masum insanlar. Bu kampanya ile bu şehidlerin kemikleri bir kere daha sızladı. Bu acıyı bizden daha iyi bilen birileri yoktur. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Herkes atasını, duruşunu sahip çıksın. Eğer bunları sözde aydınlar yapıyorsa, bunlar benim ve milletimin aydını olamaz.

1991 yılında şehid olan Çetin GÖRGÜ’NÜN annesine bir kulak verelim:

-“Son bir ayda oğlumu iki kez gördüm. Birinde damat, diğerinde şehid olarak.”

1991 yılındaki cinayetten sonra K.Mitsotakis şöyle demiştir:

-Bu alçak katiller, bir haftalık evli masum bir genci öldürmekten bile çekinmemişlerdir.”

Biz dünyadaki bütün insanlara hoşgörü ile bakıyoruz. Ama ihaneti de biliriz, dostluğu da. Yani düşmana Yavuz’ca, dosta Yunus’çayız.

Kim kimden özür dilemesi gerektiğini umarım daha iyi anladık. Bu aydınlar önce Türk Milletinden özür dilemelidirler.

1975 Ekim’inde basında şöyle bir yazı çıkıyordu.”Ermeni gizli ordusu (ASALA), yeni eylemler için haber bekleyin” dedi.

1977 Haziran’ında Papa Papulus VI, şöyle diyordu:

-Bu suikastlar, alçakça korkakçadır.

Türk Parlamenterlerinin hazırladığı kitapçıkta:

-“Bu gerçeği inkâr etmek onları yeniden öldürmektir.” Yazıyordu.

Hür ve demokrat bir ülkeyiz. Herkes istediğinden istediği gibi özür dileyebilir. Fakat yukarıdaki katledilenleri bildikten sonra, İttihat ve Terakki’nin üç paşasının akıbetini bildikten sonra, (bu paşaları şehid edenlerin heykellerini Ermenistan’ın değişik yerlerini diktiler.) Savaşta bile göç ettirilirken gösterilen hassasiyeti bildikten sonra, iyi davranmayan ve görevi kötüye kullananların cezalandırıldığını bildikten sonra kalkıp hala özür dilemek bence art niyetliktir. Türk Milletini tarih önünde küçük düşürmektir. Tarihi, insanları, dini ve kültürü ile tertemiz bir geçmişe sahip milleti lekelemeyi çalışmaktır. Hala Osmanlı’nın adaletini, refahını, hoşgörüsünü bekleyenleri görmüyorlar mı?

Yazımı Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN bir sözüyle bitirmek istiyorum:

-Bu memleket geçmişte Türk’tü, şimdi de Türk, ilelebet te Türk kalacak kalacaktır. Ne mutlu Türk’üm diyene!

Muhabbetle…

Osman GİRGİN

31 Aralık 2008

osmangirgin.haber@hotmail.com

Eğitimci-Yazar Osman GİRGİN’İN “Bir Gülde Benden” kitabından.(syf:202 204)


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.