KİMİN DEMOKRASİSİ? | osmanlıhaber.com
haber oku

KİMİN DEMOKRASİSİ?

~ 29 Temmuz 2012 ~ Genel, Manşetler

 

ALPEREN

Dünyanın başından bu yana, ulaşılmaya çalışılan hedef, ülkü, demokrasi gibi görünse de öyle olmadığı anlaşılıyor. Çünkü sistemler veya rejimler insanlar tarafından bulunsa da, uygulayıcıların yine insan olması bazı problemleri beraberinde doğuruyor.
Öncelikle kendimizi bilmek, insanı anlamak, insanı eritmek, erdemleştirmek gerekiyor. Gerisi hikâye. Çünkü insan, kendi yaratılış gayesini anlamadan ve görevini bilmeden hangi sistemi oluştursa oluştursun veya başına geçsin faydasız. Evet, geliştirdiği sistem çok faydalıdır. Veya bulunduğu yer sistemin en başıdır. Hepsi kabul. Ama önemli olan insanın tabiri yerindeyse, fabrika ayarlarına dönmesidir.
Demokrasi tarihi, eski Yunan tarihindeki şehir devletlerine kadar inmektedir. Buda gösteriyor ki, hiçbir dönem karanlık veya cahil değildi. Kelime anlamıyla, üç aşağı beş yukarı halk idaresi anlamına gelen bu kelime bütün dünyayı etkisi altına almıştır.
Özellikle demokrasinin güzelliği insanın isteyerek bu sisteme girmesidir. Fakat görüyoruz ki günümüz insanı, demokrasinin de suyunu çıkarmıştır. Çünkü biz insan olarak insana hizmet için çıkarılan bir sistemi “nalıncı keseri gibi yontup” kendimizi hizmet etmeyi gaye ediniyoruz. O zaman demokrasi oluyor, demagoji.
İşte en büyük problemde bu değil mi?
Demokrasinin beşiği sayılan Yunanistan’dan tutun da güçlü devletler diye anılan yerlerde dâhil tüm dünyada demokrasinin tam işlemediğinden veya bilinmediğinden yakınılıyor. Peki, o zaman demokrasi daha ne zaman Olgunluğa erişecek?
Biz dünya olarak demokrasiyi ne zaman anlayacağız?
Her dönemde demokrasi belli zümrenin etkisi ve amacı için birilerini zor durumda bırakmak için çalışmışsa eksiklik insanın egolarını tatmin edememekte olduğu aşikârdır. Bakınız bu konuda Jean Jacques Rousseau ne demektedir:
“Hiçbir şey çıkar gruplarının etkisinden daha tehlikeli değildir.”
Evet, güzel dediğimiz bir sistemi bile bu duruma getiriyorsak eğer, kalpleri demokratlaştırmak gerekmiyor mu?
İnsanları yetiştirirken Allah’ın insanları yeryüzüne halife olarak gönderdiğinin güç ve kudretini veriyoruz da, sorumluluk ve kul hakkı inceliğini vermiyoruz herhalde. Yine demokrasiyi inanan ve savunan, mücadele veren Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk Bu konuda şöyle demektedir:
“Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Millete karşı görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendileri hakkında vereceği kararla karşılaşırlar. Millet tarafından, millet adına devleti yönetmeyi yetkili kılınanlar, gerektiğinde millete hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler.”
Evet, hesap önce millete verilmeli daha da önemlisi Allah’a verilecek olan hesap hiç unutulmalıdır. Günümüzün en büyük handikabı da bu değimlidir?
Bu şartlarda demokrasiyi uygulayan milletler var desek de bunların hepsi çıkar gruplarının yönetimi şeklindedir. Hele hele kendini ispata çalışan, devleti veya milletiyle derdi olan, milletin içindeki baskın veya ezilen grupların el değiştirmesiyle ortaya çıkan demokrasi yönetimleri, milletlerin en sancılı yönetimleridir. Biz cumhurun hata yapmayacağı inancındayız. Buna rağmen cumhuru ayaklandıran, yönlendiren, yanlış bilgilendiren, içeriden satın aldıkları vatan hainleri sayesinde vitrinlerini ele geçiren, tarihsel süre içinde belli makam ve mevkileri işgal edenlerin sessiz çoğunluğa egemen olduklarını da şahit olmadık değil.
Her şeye rağmen bu sistemin hak, hukuk, adalet içinde işleyebileceğini de biliyoruz. Ama iş ehlinde olması gerekiyor. Bütün sistemlerin ilham kaynağı ilahi dinler, dolayısıyla İslam Dininidir. Biz böyle güzel ve kutsal dinin kurallarını bile nasıl bozabiliriz derdindeyiz. Oradan aldığımız güzel tabir ve uygulamaların yanına, şahsi kazanç elde edebileceğimiz birkaç madde eklemekten geri durmuyoruz. Allah korumasa, Hıristiyanlık gibi kendi çıkarlarımıza hizmet eden bir kitap bile yazarız.
Günümüzde ne demokrasisi var dünyada?
Tam bir yamyam demokrasisi…
Sen güçlüysen herkes yanında, sen güçsüzsen herkes karşında. Hani hak? Hani hukuk? Hani adalet?
Demokrasi bugün bence fasa fiso!
Ben dünyanın yanlış veya doğrusuna tamam dedikçe demokrat olacaksam, güçlünün düzeni demokrasi olacaksa, ben ne demokratım, ne demokrasiyi istiyorum. Ben hak, hukuk, adalet istiyorum.
Bugün haksızlıkla, hırsızlıkla, adaletsizlikle, hukuksuzlukla, milletsizlikle, dinsizlikle, ikiyüzlülükle, yalanla mücadele vererek veya vermeyerek dünyamı karartmak, yaşayamamaktansa ve hesabını diğer dünyada verememektense, bu yalancı düzenleri terk ederim daha iyi.
Aslında bundan şikâyet eden sadece ben değilim. İşin tuhaf yanı, benim gibilerin şikâyet etmeleri, fakat suyun başına geçince rahat etmeleridir. İşte, En büyük çözümsüzlük buradadır.         Yani, bal tutanın parmağını yalamasıdır.
Herhalde en iyi tarifi değil ama en iyi anlatan Lao-Tzu olmuş gibi geliyor:
“Bilen konuşmaz,
Konuşan bilmez.
Gözlerini yum,
Bütün kapıları kapa;
Sivrilikleri buda,
Karışıklığı gider,
Işığı ayarla,
Dünyaya uyum sağla.”
Muhabbetle!.

Osmanlıhaber.com


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: