KİTAP FUARINDA | osmanlıhaber.com
haber oku

KİTAP FUARINDA

admin ~ 13 Ocak 2015 ~ Genel, Manşetler

köşe

Proje arkadaşımla Ar-Ge kümesinden çıkıp rotamızı fuar alanına yönelttik.

Kitap fuarının ilk günü olması ve saatin geç olması sebepleriyle yoğun bir kitle bizi karşılamamıştı. Hafta içleri genelde böyle olurdu. Yoğun tempoyu fuarın son iki gününe, genelde hafta sonuna yığarlardı.

Tanınmış birçok yazarın imza günleri ve söyleşilerini kaçırmak istemiyorsanız eğer, tüm işlerinizi bırakıp kendinizi hafta sonuna hazırlamalı ve saatler süren beklemeleri de göze alırsak ki bu bekleme işi keyif barındırır, yorucu bir güne adapte olmayı sabırla öğrenmeliydiniz.

*

Bir yeri gözlemlemek, sakin koşullar varken idealdir ve tam istediğimiz faktörlere sahiptik. Yüzden fazla standın olduğu fuarda, her kategoride ulaşabileceğiniz eser mevcuttu. Yalnız şunu itiraf edebilirim ki sayısal oranı hayli fazla, kırtasiyelerde görebileceğimiz yayınevi stantları vardı. İlk başta bu biraz göze batsa da, ülke eğitim sisteminin bulunduğu nokta itibari ile yayıncıları haklı buluyordunuz.

Birçok eseri, posterleri, karikatürleri, hediyelik eşyaları inceleyerek gezintimizi sürdürüyorduk. Duraksayabileceğimiz, “işte aradığımız tam da bu,” diyebileceğimiz materyali bulamadık diye düşünürken, kendimizi bir edebiyat dergisini incelerken bulduk. “Edebiyat ve Fikir Dergisi” dalında yılda dört kez basımı yapılan, hayli geçmişi olan, sayfalarında özlediğiniz edebi kokuyu barındıran ve şiir ağırlıklı sade bir dergiydi. Geçmişten günümüze kadar olan sayılarını inceleyip birkaç tane satın aldık. Satın almakla kalmayıp, yanında yine birkaç adet hediye edildi ve hoş bir edebi sohbet gerçekleştirdik.

Çok fazla ilerlemeden, hemen iki stant ilerisinde, Edebiyatçılar Derneği standı ( No: A415)’de İbrahim Kiraz ile karşılaştık. Tabi arkadaşım kendisini tanımadığı için başta bu karşılaşmayı şaşkınlıkla izledi. Kendisini geçen yılda görmüş ve kitaplarından temin etmiştim.

*

Kimdi İbrahim Kiraz?

Çocukluğumun geçtiği mahallede yaşayan, ara sıra okulumuza gelip kitaplarını tanıtan Nazilli sevdalısı, eski Nazilli emniyet müdürü, şair ve araştırmacı yazardı.

Kendisini gurbette görür görmez, başladık Nazilli üzerine konuşmalarımıza. Yaptığı çalışmalardan bahsetti. Yani, ben sordum kendisi titizlikle anlattı. Saygı duyduğum bu değerli büyüğümü o an tekrar takdir ettim. Sonra, merak edip raflarda duran kitapların ilk sayfasını kurcaladım. Yine aynı yazı vardı. Nasıl olmasın ki? Nazilli hala il olmamıştı!

Evet, o üstat, kitaplarının ilk sayfasına şu kısa cümleyi not ederdi: “Sevgili Okur, Nazilli İl olmalı, sizde başbakan olmanız dileğiyle.”

Bu değişmeyen yazı içeriği üzerine şunu ekledi İbrahim Bey: “Nazilli’nin il olması için yaklaşık yetmiş dört bin adet imza topladık fakat yine bir sonuç elde edemedik.”

Mağdur olanlar vardı ve yine sözlerine bir yenisini ekledi: “Türkiye’de iki mağdur vardır, bunlardan birisi Demirci Mehmet Efe, diğeri de Nazilli’dir.”

Kurtuluş savaşı döneminde batı cephesinin merkezi komuta bölgelerinden biri olan Nazilli’nin hak ettiği değeri görmemesi üzerine uzunca konuştuk. Demirci Mehmet Efe’den bahsetmedik. Niye diyecek olursanız, İbrahim Kiraz yaklaşık yirmi beş yıllık bir araştırma sonucu, “Demirci Mehmet Efe” isimli dört kitap çıkarmıştı. Hepsi bir seri olan bu kitapları okumadan Demirci Mehmet Efe’nin hikâyesini birkaç cümle ile anlayamazdık

İsmail Hakkı GÜRKAN

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: