KULAĞI TIRMALAYAN İNCİR | osmanlıhaber.com
haber oku

KULAĞI TIRMALAYAN İNCİR

admin ~ 31 Ekim 2014 ~ Genel, Manşetler

 

incir-kabızlık

İncirin tanıtımı yapılıyor” cümlesi kulağı tırmalamıyor ise sorunumuz gerçekten büyük demektir.

Ne demek reklama ihtiyaç duymak?

Fazla üretimimiz var ve ihracatımız yeterli değil ya da ürünlerimiz son derece kaliteli ama rağbet görmüyor anlamına mı çıkıyor yani?

“Nerede hareket orada bereket” demişti atalarımız. Hiç durmazdık. İncir bağlarında gün boyu çalıştığımız gibi incir mevsimi tüm yaşamı orada geçirirdik; kolay değildi öyle ulaşım ve sarf edilen emeğin korunması. Çiftçiydik: Milletin efendisiydik Mustafa Kemal’in kelamı ile. Tüketiciye elimizdeki malın en iyisini sunmak için çaba gösterirdik. Ne kadar para kazandığımız mühim değildi o kadar ve kazandıkça yılmazdık işimizden. Durmazdık yani. Bereket hayliyle yolunu bulurdu.

Günümüzde gelişen olaylara “arka mahalleden” şöyle bakıyoruz: En küçük olumsuzluğa türlü sebepleri maddeler halinde sıralarken onlara çözüm üretemiyoruz. Milletin Efendisi şu deyimi sunuyor sonra: Beti bereketi kalmadı. Yakışıyor mu Efendiliğe, üstelik bölge itibari ile Efeliğe, Yiğitliğe? Niçin hareketten kaçıyoruz?

İncir bağında geçen çocukluk yerini, teknolojinin sürüklediği noktada bilgisayar başında geçen çocukluğa bıraktı. İncir bağında yaşamın her sillesini yerken, şimdi bu çağın ayak uydurması ile yaşıyoruz.

Hasat mevsiminden bir sonraki döneme kadar bağına bahçesine gitmeyen insanlar görüyoruz. Sosyal medyadaki oyunlara mı benziyor orası? Nereden bakımını yapıyorsun? Kaderine terk edip; yağmur yağmadı, sıcaklar uzun sürdü gibi çeşitli bahaneler türetiyorsun… Teknoloji madem bu kadar ilerlemeye başladı, niçin üretilen ürünler için bunu kullanmıyorsun?

Yoksa sebebi midir makineleşmenin insanları kolaya itmesi? Bundan olsa gerek ki gereği kadar çaba göstermiyoruz. Çabamız, her türlü faaliyet kategorisinde zarar etkeni gördüğümüz anlarda başlıyor. Onun dışında hiçbir dokunaklığımız olmuyor.

*

Tabi ki yapalım tanıtım türü şeyler ki bu nimet bolluğunun lideri tüm Dünya’da tanınmış olsun ve çiftçimiz de bu durumdan hoşnut olsun. Sadece çiftçide değil, bu durum şehrin konumuna pozitif değer katsın.

Altı çizmek isterim ki, bakınız çiziyorum: Önce kendimize bu ürünleri tanıtalım (!)  Kıymet bilelim. Sonra ” darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz” atasözünü anımsayıp, yapılmasını gerekli gördüğümüz her çalışmayı usulüne göre yapalım.

Sonuç olarak,artık ” ne ekersek onu biçmiyor, ne beklersek onu biçmeye kalkıyoruz.

Biçebildiğimiz kadarıyla yetiniyoruz.

İsmail Hakkı GÜRKAN

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: