MESLEK SEÇİMİ | osmanlıhaber.com
haber oku

MESLEK SEÇİMİ

~ 05 Ocak 2015 ~ Yazarlar

MESLEK SEÇİMİ

 

 

“Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen,

 

cevizin hepsini kabuk zanneder”

 

Gazali

 

 

 

 

Meslek seçimi, hayatımızda almak zorunda kaldığımız en önemli kararlarımızdandır. Çünkü seçmek zorunda olduğumuz meslek geçici bir şey değildir. İstediğimiz zaman değiştirebileceğimiz bir olay değildir. Meslek bireyin hayatını kazanmak için yaptığı belli bir formasyonu gerektiren, ilgi, bilgi, beceri, istek ve çalışmayı gerektiren sürekli bir uğraştır. Bireyin mesleğini seçmesi, ömrünün büyük bir kısmının geçeceği çalışma ortamını, sosyal çevresini ve yaşama biçimini belirlemesi demektir. Birey meslek seçimi sırasında yetenek, ilgi ve isteklerini göz önünde tuttuğu oranda başarılı ve mutlu olur, hem kendisine hem de ülke ekonomisine katkı sağlamış olur. Ancak, ülkemizde meslek seçimi daima bireyin yetenek ve ilgileri doğrultusunda yapılmamakta, rastlantılar, işsizlik, aile baskısı, çevre koşulları ve ekonomik imkansızlıklar, bireyin meslek seçimini etkilemektedir.

 

Meslek seçmek aslında hayat biçimimizi seçmektir. Hangi Mesleği Tercih Edelim? Sorusu o kadar sık sorulan ve bir o kadar da önemli bir sorudur ki, iyi cevaplanması ve her yönüyle düşünülerek adım atılmasını gerektirir.

 

En mutlu insan sevdiği işi yapandır. Bir işi yapılması konusunda insanlar iki gruba ayrılırlar. İnsanlar ya sevdiği işi yaparlar, ya da yaptıkları işi sevmek! zorunda kalırlar. Bunlardan hangisinin yaptığı işi severek yapacağını, yaptığı işte mutlu olacağını, hangisinin yaptığı işte başarılı olacağını kestirmek hiç de güç olmayacaktır. İşini sevmeden yapan doktoru düşünün, işini sevmeden yapan mühendisi-mimarı, işini sevmeden yapan öğretmeni düşünün… İnsanların mutlulukları yaptığı işi severek ve isteyerek yapması temeli üzerine inşa edilir.

 

İşini sevmeden yapan insanın, bu işte doyuma ulaşmasını, bu işi yaparken insanlarla sağlıklı bir diyalog kurmasını, mutlu olmasını bekleyebilir miyiz? Yaptıkları işi severek yapan kimseler ile bu işi sevmeden yapan kimseleri birbirinden ayırmak hiç de zor olmasa gerek.

 

İşimizi öyle itinalı, öyle kendimizden bir şeyler katarak ve başarıyla yapmalıyız ki, görenler“ bu kişi bu yetenekle bu işi neden yapıyor ki?” dedirtmeliyiz. Yaptığımız iş temizlik ise bu işi öyle yapmalıyız ki “bu kişi bu yetenekle, bu işi neden yapıyor ki? İşini ne kadar da güzel yapıyor, bu kişi daha büyük işleri de çok rahatlıkla yapabilir…” dedirtmeliyiz…,

 

Bir inşaatın önünde üç kişinin çalıştığını gören kişi bunlardan ilkine ne yaptığını sorar ve “Görmüyor musun sabahtan akşama kadar burada güneşin altında taş kırıyorum.” cevabını alır. İkinci kişiye de aynı soruyu sorduğunda “Bu mükemmel taş yapının desenlerini hazırlıyorum.” cevabını alır. Sonuncu kişiye de ne iş yaptığını sorduğunda ise “ Taştan, mükemmel bir sanat harikası olan bu sarayı yapıyorum.” cevabını almıştır. Ama ilginç olan bu üç işçide aslında aynı işi yapıyorlarmış. Bu üç işçide aynı işi yapıyor olabilir ama her birinin yaptıkları iş ile ilgili düşünceleri farklı olduğu için bunu işlerine de farklı bir şekilde yansıtmaktadırlar. Biz işimizi bu ustalardan hangisi gibi yapıyoruz acaba?

 

Yaptığımız işten keyif almak, yaptığımız işi önemsemek, yaptığımız işi en mükemmel şekilde ortaya koymaya çalışmak hayatımızı daha renkli, keyifli ve başarılı kılmaz mı?

 

Super’e göre “Meslek seçimi benlik tasarımının mesleki bir terimle ifadesidir.” Benlik tasarımı, bir kimsenin kendisini nasıl algıladığı, gördüğüdür. Kendimizi, özelliklerimizi, gerçekleştirmek istediklerimizi yaptığımız iş ile ifade eder, ortaya koyarız. Kendimizi nasıl algıladığımız, kendimizle neyi özdeşleştiriyor isek, hangi meslek o istediklerimize bizleri ulaştıracakise ona göre meslek seçeriz. Mesleğini seçen insan kendi benliğini yansıtır. Kişi kendisini nasıl görüyorsa o doğrultuda meslek seçer. Meslekte benlik tasarımı ile ilgili özellikler önem kazanıyor. İnsanlar hayatı boyunca bir takım etkinlikler yaparlar, bu yaptıklarının kimisinde başarılıdır ve isteyerek yapar, kimi etkinliklerde de başarısızdır;benlik tasarımı kendisine verilen rol, ilk yıllardan itibaren şekillenir. Çevre tarafından verilen değer benlik kavramının oluşmasında etkilidir ve benlik kavramı hayat boyu devam eden bir süreçtir. İnsanların kendi benliklerini ortaya koyabilmeleri için meslek sadece bir araçtır. O işi yapmakla elde edilen statü, güç, kazanç, sosyal çevre, karizma, çalışma ortamı, bireylerin benlik algılarına göre ulaşmak istedikleri şeylerdir ve bütün bunlara da ulaşmanın yolu yapılan iş ve meslekten geçmektedir. Benlik algısı ve yaptığı iş ve meslekler örtüşen kimseler ile kendilerini algılama, olmak ve yapmak istediklerine ters düşen yada uyuşmayan meslekleri yapanlar etrafımıza baktığımızda hemen göze çarpabilmektedir.

 

Sağlıklı bir meslek seçimi yaparken üç noktayı çok dikkatlice irdelemek zorundayız. Bunlardan birincisi, kendimizi irdeleyeceğiz, kendimizi tanıyacağız.

 

Kişisel ve kişilik özelliklerimiz bakımından kendimizi tanıyacağız. Hayattan beklentilerimiz ve ideallerimiz açısından kendimizi tanıyacağız. Sağlık durumumuz neleri yapmaya elverişlidir ya da değildir bu açıdan kendimizi tanıyacağız. Özel yeteneklerimiz, sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeyler, hoşlandığımız ya da hoşlanmadığımız şeyler açısından , güçlü ve zayıf olduğumuz yönlerimiz hakkında kendimizi tanıyacağız. Kendimizi tanımamız konusunda, kendimizi zaman zaman düşünmeliyiz. Ben kimim? Nelerden hoşlanırım? Nelerden hoşlanmam? Hangi özel yeteneklerim var? Zayıf yönlerim nelerdir? Türünden soruları kendi kendimize sorup cevap aramaya ve cevapları da buluncaya kadar bizi tanıyan insanlardan, öğretmenlerimizden, bu işin uzmanı Psikolojik Danışmanlardan yardım isteyeceğiz.

 

Kendimizi ilgi ve yeteneklerimiz bakımından tanıdıktan sonra seçmeyi düşündüğümüz meslekler hakkında bilgi edineceğiz. Bireyler günümüz şartlarında birçok meslek ortaya çıktığından dolayı bütün meslekler hakkında bilinmesi gereken her şeye ulaşamayabilir. Onun için ilgi duyduğu ve merak ettiği meslekler hakkında bilgi toplamalıdır. Bu bilgilere ulaşırken şu soruların cevaplarını aramalıdır. Bu meslek için hangi okulu, eğitim programını bitirmek gerekiyor? Bu okul hakkında öğrenim süresi, okutulan dersler vs. nelerdir? Bu mesleği yapabilmek için sahip olunması gereken yetenek, kişisel özellikler nelerdir? Bu meslekte iş bulma ve yükselme şansı ne kadardır? Bu meslekte çalışma şartları nasıldır? Nerelerde çalışılabilir? Ne kadar ücret ve diğer sosyal haklara sahip olunabilir? Gibi soruların hepsinin cevabına ulaşılmalıdır. O meslekte ilgili bilinmesi gerekenleri bilmek ileride bir sürprizle karşılaşmamızı önleyecektir.

 

Kendimizi tanıdık, seçmeyi düşündüğümüz meslekler hakkında da bilgi edindik, şimdi sıra kendi özelliklerimize uygun, özelliklerimizle daha çok örtüşen veya bize göre diğerlerinden daha az olumsuz yönleri olan mesleğe karar vermektir. Meslekler içerisinde kendi ilgi ve yeteneklerimize en uygun olduğunu düşündüğümüz mesleğe karar vereceğiz.

 

Meslek seçimi konusunda etrafımızdan yardım alabiliriz ama “bence sen bu mesleği seçmelisin”,” bu meslek sana daha uygun”, “bu mesleği seçmeni istiyorum”, “ben senin yerinde olsam…” türünden telkin ve tavsiyelere! kulak vermemelisiniz. Herkesi dinleyelim ama telkin ve yönlendirmelerden de etkilenmeyelim.

 

Ormanlar kralı keyifsiz bir şekilde baş yardımcısı kurdu çağırır yanına:

“Ben kral olduğumdan beri dikkat ettim bir başıbozukluk sürüp gidiyor, bir patırtı,bir hareketlilik…çağır bakalım ormandaki hayvanlarımın temsilcilerini…buna bir düzen getirmek gerek” der. Kurt akşam toplantıyı düzenler,ormanlar kralı mağrur adımlarla gelir ve tahtına oturur.”Bakın,hareketlerinizi hiç beğenmiyorum.Ne o öyle…tavşanlar zıplıyor,kuşlar gürültü çıkarıp duruyor,ötmesinler bu kadar,rahatsız oluyorum…Hem yılan,sen söyle arkadaşlarına böyle yerlerde sürünmeniz yasaklandı.Tavşan, sizler de artık hoplayıp zıplamayacaksınız…Timsah, sizler karada miskin miskin yatmayacaksınız,sudan çıkmanız yasaklandı…Maymunlar, siz de artık bağırıp da beni rahatsız etmeyeceksiniz ve ağaç dallarına da tırmanmayacaksınız. .Zürafa, söyle arkadaşlarına artık yüksek dallardaki ağaç yapraklarını yemeniz yasaklandı…görüntüyü bozuyorsunuz…bur da düzen isterim ben…Hem kurt, arkadaşların geceleri uluyarak uykumu bölüyor..söyle onlara ulumaları yasaklandı…tamam şimdi artık dağılabilirsiniz…”der ve yine büyük bir mağruriyetle tahtından inerek kraliyet inine döner….Döner de..o günden sonra ormanda bir kasvet..bir mutsuzluk başlar…

 

Ormandan artık neşe dolu hayvan sesleri değil ağlamayı andıran uğultular yükselmektedir. Bir süre sonra ormanlar kralı aslan bu seslere dayanamaz ve yardımcısına hayvanların liderlerini yeniden alanda toplamasını emreder. Bütün hayvanların liderleri orda toplanmıştır ama o da ne,hepsi mutsuz,gözleri kan çanağına dönmüş ve son derece de yorgun ve bitkin görünmektedirler. Sorar;”Ne oldu size böyle? Habire mutsuz çığlıklar duymaktayım ormandan.”….Hayvanlar sessiz……ortada çıt yok…Sonunda ürkek ve korkak olmasıyla ünlü tavşan konuşacak cesareti bulur kendinde ve öne çıkar. Nasıl olsa böyle yaşamaktansa ölse daha iyi diye düşünür kendince…kaybedecek bir canından başka nesi vardır ki?…Der ki: “Yüce efendimiz…siz bizden bizi biz yapan şeyleri yapmamamızı istediniz. Bakın biz hepimiz birbirimizden farklıyız.Doğuştan nasıl yaratıldıysak öyle davranmayı biliriz biz….Bizi mutlu eden şeyleri yasakladınız ve artık mutlu değiliz. Bırakın tavşan tavşanlığını….maymun maymunluğunu, aslan da aslanlığını yapsın Ben tavşanım, arkadaşlarımla koşup oynamayıp zıplamadıktan sonra kendimi nasıl mutlu hissedebilirim ki…” der. Aslan yaptığı hatayı anlar ve koyduğu bütün yasakları kaldırır ve ormandan yine mutlu hayvan sesleri yükselmeye başlar…Peki aslan hatasını anladı da bizler anladık mı acaba, ne dersiniz?


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: