haber oku

NEFRET CEHENNEM ATMOSFERİDİR

admin ~ 06 Mart 2021 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

“Nefret cehennem atmosferidir…” Ne kadar kalbinde nefret beslersen o kadar kendi canını cehennem ateşinde yakmış olursun!

Nefret, insanların hissedebileceği en yaygın duygulardan biridir ve muhtemelen insanlara en çok sorun çıkaran da odur. İnsan varoldukça nefret hissinin olması beklenilendir. En önemli olan, şu duyguyla nasıl başa çıkılacağını bilmenizdir. Maya Angelo’nun dediği gibi: “Nefret dünyada pek çok sorun yarattı, ancak hiçbirinin çözülmesine yardımcı olamadı…”

Evet, nefret o kadar kötü bir duygu ki, kimden nefret edeceğinizi bilmediğinizde bile kendinizden nefret etmeye, kendinize zarar vermeye başlaya biliyorsunuz. Unutmayın, nefret kesinlikle kendinizi herkesten daha fazla vuracak bir bumerangdır. Ama onun tedavisini kendi kendinize yapabilir,kendi karakterinizi şu hastalıktan kurtara bilirsiniz. Nefret bir kıskançlık duygusundan yaranır ve hızla büyüyor. On kişiden birinde muhakkak nefret hisleri bulunmaktadır. O bir karakter olarak insanlar arasında kişiliği de bölüyor. Üstlenmiş, avantajlı insanlar her zaman dikkat merkezinde bulunuyor ve onlara karşı nefret edenlerde kendi etrafında bulunanlar oluyor aslında. Bazı avantajları olan insanların hayatlarında, onları sürekli takip eden iki tür insan tipi vardır: Onlardan hoşlananlar ve nefret edenler. Nefret edenler psikolojik durumları yerinde olmayanlardır ki, onlar herkese nefret edebilir, kendilerinden başka herkesi yargılaya biliyorlar. Üstün insanların hayatlarında, onları sık sık izleyen, davranışlarına bakan, haklarında uygunsuz tartışmalar yapan ve onu alay etmekle suçlayan “kendine güvenen” zayıf insanlar olmuştur. Ya da bu tür insanlar sadece zayıf ve eğitimsiz insanlardır. Basitçe, uygunsuz alay etme, kıskançlık veya insanlara nefret etmekte ısrar eden bu insanların gerçek karakterlerini ve karakter özellikleri çoğu zaman avantaja göre oluyor. Elinden geleni yapamayan, elde edebileceğini başaramayan ya da karşısındaki kişinin başardığını başaramayan karşısındakine kusur aramaya başlar ve zayıflığını gizletmek için onu bu kusurla eleştirir. Böylelikle yapabileceği tek şey olan kusur arayışı ona yardımcı olur ve bunu o kişinin bakış açısıyla karşılaştırarak, bazı alanlarda kendi avantajlarını abartıyor. Bu şekilde eksik olan benliğini tatmin edebiliyor. Bu tür insanlar, başkalarını o kişinin kötü olduğuna ikna etmek için elinden geleni ardına koymazlar. Zayıflık nedeniyle bu tür insanlar, üstlerinin aşağılayıcı etkisinden veya üstlerinin aşağılanmasından doğan aşağılık komplekslerini veya “dışlanma” duygularını zihinlerinde gizlemek için kendilerini herhangi bir şekilde zayıflatmayı seçerler. Bu insanlardan sadece zayıflıkları nedeniyle nefret ediyorlar, haksız bir nefret besliyorlar ve böylece zayıflıklarının ve komplekslerinin gazabını üzerlerine atmaya ve hissetmelerini sağlamaya çalışıyorlar. Bazen, yanlarında olmadıkları zaman bile, ısrarlı dedikodu ve eleştirilerinin bir sonucu olarak, yavaş yavaş nefrete odaklanırlar ve her geçen gün daha da fazla onları gözden kaçırırlar. Bunu yapmak için, davranışlarındaki tüm kusurları abartırlar. Onlar her kese sahiplenmeğe, etrafındaki insanları kendine bağlamaya çalışırken elde edebilme dikte daha çok kızabiliyorlar. Kıskanç insanların güçlü insanlara sahip olmanın endişelerinden iki şekilde kurtulabilecek yolu vardır aslında…

Genellikle “yanlarına doğru çekerek” başarısız olduğunda devreye giren “savaşarak” planları onlara yardımcı oluyor. Böyle bir kişi, karşı tarafı kendisiyle birlikte olmadığı ve onu seçmediği için ya da kendisini kendinden soyutladığı için uygunsuz bir şekilde eleştirir, hatalarını bularak ve alay ederek ondan intikam almaya çalışır. Geleneklerini, dini inançlarını ve siyasi görüşlerini analiz etmeden eleştirerek kendini üstün göstermeye bile çalışabilir ve çıkarılmayı hak etmediğini kanıtlamak ister ve intikam alamaya çalışır. İntikamını, en azından kısmen, her başarısını ve karşı tarafın her avantajını küçük düşürmeye çalışarak gerçekleştirir. Bununla birlikte, bu kızgınlık uzun süre devam ettiğinde, mesele karakteristik bir bozukluğun “aşağılık kompleksi” varlığının altını çizer. Bu tür insanlar, karşı tarafla tamamen uzlaşıncaya kadar sakinleşemezler. Bazen uzlaşsalar bile,yalnız kaldıklarında, olanları yeniden gözden geçirebilir ve daha katı nefrete geri dönebilirler. Nefret hissi onların kalbinde yuva kuran yılandır ve onlar her şeyi yapmaya müsaittirler. Onların nefret dolu iç dünyası görünür olduğunda, kötülükleri bilindiğinde onlarla birlikte olmayanlara karşı büyük bir nefret, gazap hissi beslerler. Hatta karşısındaki insanlara iftira atar, onlar hakkında çok kötü şeyler söylüyorlar, onları etrafındakilere kötü olarak tanıtıyorlar ve onun kendisine iftira atıyorlarmış gibi yapıyorlar. Bu şekilde, sırlarını bilmesin diye diğer insanları kendilerinden uzak tutarlar. Böyle insanlar her zaman büyük yalanlar söylemeye ve her türlü iğrenç ve aptalca şeyler yapmaya hazırdırlar…

Bu sorunlardan herhangi birine sahipseniz, mümkün olan en kısa sürede onlardan kurtulmaya çalışın. Ancak bu durumların hedefi olduysanız, üzülmenize gerek yoktur. Saf bir insansanız, uygunsuz eleştiriniz başkalarının size yönelik suçlamaları araştırmasına neden olabilir. Kendileri dürüstlerse, sonuç size daha da sempatik gelecektir. Dedikleri gibi, gerçek insanlık sadık ve sadakatlidir her zaman. Mesafeler, engeller, çekişme ve iftiralar asıl insanlığı, sevgiyi ve asıl dostluğu tüketmez, güçlendirir. Hiç kötülük yapmazsanız, ANORMAL insanlar dışında kimsenin gözünde asla kötü bir insan olamazsınız. Bu mümkün değildir. Size karşı haksız nefret besleyenler ısrar ederse cesaretiniz kırılmasın. İhtiyaç duyduğunuz kadar kendinizi savunun, ama gerçekten ihtiyacınız yoksa tereddüt etmeyin, o insanlara var olmadığınızı gösterin. Mahatma Gandi’nin dediği gibi, “Önce seni görmeyecekler, sonra sana gülecekler, sonra seninle savaşacaklar ve sonunda sen kazanacaksın. “İntikamın, aşağılayıcı kahkaha, alay veya uygunsuz eleştirinin, nefretle ezilen bir kişinin ve dışlanmanın ardına gizlenmiş olabileceğini unutmayın. Yıllar geçtikçe bu intikam birikir, bir kişiyi tahrif eder ve kimliğini yok eder, onu ilgisiz insanlara karşı böylesine kıskanç ve bencil bir varlığa dönüştürür. Bu gibi durumlarda görevimiz ne olursa olsun sağduyulu olmak ve onlara elimizden geldiğince cevap vermemektir!

Ben, Martin Farguar Tupperi çok seviyorum. O diyor ki; “Nefret cehennem atmosferidir…” Ne kadar kalbinde nefret beslersen o kadar kendi canını cehennem ateşinde yakmış olursun…

Nezmiyye HİCRAN


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.