haber oku

OKUDUĞUM OKULUN MÜDÜRÜ OLMAK VE O OKULLA O KÖYE DÖNMEK KADERİMDİR

admin ~ 24 Ocak 2021 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

“Karabağ’daki her köyün kurtuluş haberini sevinç gözyaşlarıyla karşıladım… Azerbaycan, 44 günde XXI yüzyılın modern savaşını yaptı ve bu savaş, dünya askeri tarihinde ve askeri biliminde bir yenilik olarak tanındı. Kardeş Türkiye’nin emsalsiz desteğini de belirtmekte fayda vardır. Bu kardeşlik dünyaya bir ders oldu…”

Nezmiyye HİCRAN: “Bizde yüreğe bak, dede evini paslı bir

Kilide emanet ettik…” diyorsunuz…

KİLİT

Bizimle bir deste açar gelibdi,

Mehlenin açarı, evin açarı.

Keyfim kilitlenip yüzüme benim,

Kalıp evimizde keyfin açarı…

İnadım eğilip, gururum sınıp,

O da deste-deste yıl altındadır.

Bilirim, kapımız o vaktan yanıp,

Kilit bir kalafa kül altındadır.

O kilit gül açar günün birinde,

Sükûtun içinde çürüyüp, iter.

Onun toprak dolmuş açar yerinde,

Her bahar bir hasret çiçeği biter.

Kapılar görmüşüm, o vaktan beri

Bu derdin ışığı içeri düşmür.

İndi men neyleyim ayrı kapıya

Bizim kapımızın açarı düşmür.

Hayana yüz tuttum kilit göyerdi,

Ümit kilitlidir, arzu kilitli.

Bereket kilitli, ruzu kilitli,

Bu tali, bu kısmet, yazı kilitli.

Tetiği kilitli silahımızın,

Tetiği çekesi elim kilitli.

“Susuram, başımı saklamak için”,

Ağzım kilitlidir, dilim kilitli.

Şaştı mı, terk etti oba yurdunu,

Derdi göç üstüne aşırıp geldik.

Bizde yüreğe bak, baba yurdunu

Bir paslı kilite tapşırıb geldik.

Çaylar kayalardan asılı kaldı,

Çeşmeler ağladı, kiridi orda.

Bu boyda hasretin, bu boyda derdin

Açarı budadı, kilidi orda…

Elşen EZİM: -Bu şiir edebi kaderimde önemli bir rol oynadı. 2003’tü hatırlıyorum. Kelbecerden getirdiğimiz bir valizi açtım ve bazı evrakları aradım. Evimizin anahtarlarını orada buldum. Çok etkilendim, gözlerim doldu. Sonra bu şiir yaratıldı. Tüm göçmenlerin acı kaderini yansıtan bu şiirin kendi kaderi vardır. Sözcüğün bir de kaderi vardır. Ve bu şiirimin kaderi, şairliğimin kaderinin yolunu açtı. Ama bana hep tuhaf geliyor, kabul edemem. Bu büyük acıyı yazmakla meşhur oldum mu? Bu muhtemelen hayatın zıtlıklarından biridir…

Nezmiyye HİCRAN: 28 yıl nasıl geçti? Kelbecer işgalden kurtuldu… Karşıdaki planlarınız nelerdi?

Elşen EZİM: 28 yılın acı mahrumiyetlerini asla unutmayacağım. Aslında, yıllar içinde başıma gelenleri daha geniş bir çalışma şeklinde yazmayı düşünüyorum. 18 yaşından itibaren evsiz yaşamak, bu zor yıllarla gençliğin en tatlı zamanlarında yüzleşmek kolay değildi. Aynı zamanda bu yıllar kişiyi güçlendirir ve ona kendi ayakları üzerinde durmayı öğretir. Bu yıllarda yükseköğrenim aldım, çalıştım ve alanımda bazı ilerlemeler kaydettim. Liseyi Kelbecer’de bitirdim. Bizim gibi okulumuz da yerinden edildi. Köyümüzün nüfusu

büyük ölçüde Mingaçevir’e yerleştiğinden, köyümüzün okulu bu şehirde faaliyetlerine devam etti. Şimdi o okulun müdürüyüm. Okuduğum okulun müdürü olmak ve o okulla o köye dönmek kaderimdi. Planlarım, köyümüzdeki okulumuzu yeniden düzenlemek ve bu alanda daha yüksek seviyede çalışmak ve daha büyük bir hevesle işlemektir. Kelbecer’in turizm potansiyelini, doğal güzelliklerini, kültürünü, mutfağını tanıtmak için de birçok fikrim var.

Nezmiyye HİCRAN: Mingaçevir’de değil, hüzün kalesinde yazılmış pek çok şiirlerin vardır. Evinin anahtarları duruyor mu? O anahtarla hangi kapıyı açacaksın? “Kelbecer ‘de de taş üste taş kalmamış …”

Elşen EZİM: Bu anahtarların artık sembolik bir anlamı vardır. Bu anahtarları korumak, bir gün ülkeye dönüşün mümkün olacağına dair bir umut ve güven ifadesiydi. Karabağ’ın her bölgesinden gelen göçmenler hala evlerinin anahtarlarını orada tutuyorlar. Belki de bu inancın, bu arzunun büyüklüğü ve samimiyeti Tanrı’nın dikkatinden kaçmadı. Başkomutanımıza da ordumuza da Allah yardım etti, askerlerimize güç verdi. Karabağ’ın işgalinden sonra doğan asker buraları görmedi. Ama görmese de yurdunun her karışında kalbinin attığını kanıtladı. Kelbecer’de bir taşın üzerine taş bırakılmasa bile kutsallığı ve mukaddes ligi önemlidir. Kelbecer, aynı zamanda bir dünya harikasıdır. Oraya daha güzel evler yapacağız, o yerleri dünyaya daha iyi tanıtacağız.

Nezmiyye HİCRAN: Anılarınızı, sürülmüş olduğunuz acı yıllarınızı ve Karabağ’ın şu anki özgürlük hissini nasıl yaşıyorsunuz

Elşen EZİM: Bu duyguyu ifade etmek zor. Savaşın 44 günü boyunca gözlerim kurumadı. Her gün Kelbecer’in serbest bırakılacağı haberini hevesle bekliyordum. Karabağ’daki her köyün kurtuluş haberini sevinç gözyaşlarıyla karşıladım. Ben de savaşa gitmek için başvurdum ama 45 yaşında olduğum için beni almadılar. 28 yıldır rüyalarımda sadece Kelbecer gördüm. Şu an yaşadığım şehri hiç hayal etmedim. Ne de hafızamın solmasına izin vermedim. Her gece köyümüzü hayal ettim ve uyuyakaldım. Köyümüzün her taşını, her ağacını, her yolunu, hep hatırladım.

Nezmiyye HİCRAN: 28 yıllık hasret bitti. Köyünüzü ziyaret edebildiniz mi?

Elşen EZİM: Henüz gidemedim. Çünkü sivillere izin verilmiyorlar. Küçük erkek kardeşim bir proje kapsamında köyümüzü ziyaret edebildi. Şimdiye kadar köyümüzden -Zülfikar’ımdan iki kişi var – oraya gidebilen. Biri benim kardeşimdir. Köyün her yerinden videolar ve fotoğraflar çektiler. Evimizin kalıntılarını da çekmişler.

Nezmiyye HİCRAN: Azerbaycan Ordusu 44 günlük savaşta tarihi bir zafer kazandı. Dünya tarihinde pek çok savaş, işgal, başarısızlık ve zafer yaşanmıştı. Azerbaycan’ın şanlı tarihine 10 Kasım’da altın harflerle girdi. Böylelikle 44 günlük askeri harekât kapsamında Azerbaycan Ordusu, Ermenistan’ın 30 yıl boyunca kurduğu silahlı kuvvetlerini imha etti ve düşman yenilgisini kabul ederek beyaz bayrak kaldırdı. Onlara komşu olmak mümkün olacak mı sizce?

Elşen EZİM: Ordumuzun kahramanlığı tüm dünyayı hayrete düşürdü. Azerbaycan, 44 günde XXI yüzyılın modern savaşını yaptı. Bu savaş, dünya askeri tarihinde ve askeri biliminde bir yenilik olarak yazılmıştır. Kardeş Türkiye’nin emsalsiz desteğini de belirtmekte fayda var. Bu kardeşlik dünyaya bir ders oldu. Komşuluk meselesine gelince, Azerbaycan bütün komşularıyla barış içinde yaşamayı tercih ediyor. Muhtemelen Ermenistan’ın düşünmek için çok zamanı olacak. Bu yüzden uzun zamandır ordunun çöktüğünü ve ekonominin yıkıldığını söylüyorum. İsteseler bile önümüzdeki 30-40 yıl içinde hiçbir şey yapamazlar. Bu yüzden düşünmek için çok zamanın var. Karabağ savaşı Ermenistan’a ne verdi? 28 yıl boyunca zafer coşkusu içinde, hayalî düşlerde yaşadılar. Sonunda, bu hayallerin boşuna olduğunu anlamada başarısız olmayacaklar. Akılları varsa, oturup bölge ülkeleriyle barış ve işbirliği içinde yaşamanın yollarını arayacaklar.

  1. 30 yıllık efsaneyi paramparça eden şu savaş, dünyaya gücümüzü gösterdi. Ne mutlu özgürlüğümüze! Türk basınına da neler söyleyeceklerini duymak istiyoruz…

Elşen EZİM: Azerbaycan’ın verdiği haklar savaşında Türk basını hep yanımızda oldu. Türk gazeteciler cephedeki olayları derhal haber yaptı. Bu 44 gün boyunca sadece Azerbaycan basınını değil, Türk basınını da izledik. Bu özverili faaliyet için Türk basınına teşekkür ediyorum. Tüm Türk kardeşlerime selam ve saygılarımı iletiyorum. Yaşasın Turan!

(Azerbaycanlı Şair-Yazar Nezmiyye Hicran’ın Elşen Ezim ile Röportajı)

osmanlıhaber.com

 

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.