RAMAZAN BAYRAMI! | osmanlıhaber.com
haber oku

RAMAZAN BAYRAMI!

~ 17 Ağustos 2012 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

52

Bütün topluluk ve milletleri bir araya getiren, birlik beraberliklerini pekiştiren, millet ve topluluk olma ve bunun devamını sağlamadaki ülkülerini kazandıran günler vardır. İşte bu günleri biz milli bayram olarak ilan ederiz. Bazen bunların azlığından veya çokluğundan şikâyetçi olsak da bunlar insanları milli duygu vermenin olmazsa olmazıdır.

Devletlerin kuruluş yıllarında bu günler ne kadar önemliyse, yıl geçtikçe devletin ve rejimin kökleşmesi için de o kadar önemlidir.

Bu mantık ve düşüncenin temelinde yine kutsal kitaplar ve ilahi emirler vardır. Belki ilk aklımıza gelen düşünceyi ağzımızdan çıkardığımızda, ilahi dinler olmadan da insanlar önemli buldukları günleri bayram ilan ettiklerini söyleyebiliriz. Fakat insanlar hiç ilahi din ve emir olmadan yaşamadılar ki!

Milletlerin birlik beraberlik içinde yaşamaları ve devamlarında en önemli etken inançlarıdır. İnançsız bir millet ayakta duramaz. Geleceğe güvenle bakamaz. Kendilerine karşı girişilmiş savaşlara karşı koyamaz. İnançsız devlet olamaz fakat devletsiz inanç olur. Hatta bu inanç toplulukları birçok devleti tehdit altına bile alabilirler. İnançları sapık bile olsa.

İşte milletleri ayakta tutan, geçmişten geleceğe güvenle ilerleten, onun uğruna kendi mallarından, canlarından, sevdiklerinden vazgeçiren inançları ilahi ise bu millet ve insanlar dünya ve ahiretin en mutlu insanlarıdır.

Dünyanın en eski milletlerinden ve dünya medeniyetinin kurucularından olan milletimiz hiç bir zaman inançsız yaşamamıştır. Özellikle son din olan İslamiyet’e teslimlerinden sonra kendilerini İslamiyet’in kılıcı olarak ilan etmişler bütün hayatlarını dine göre ayarlamışlardır. Daha önceleri “Töre” uğruna her şeyini feda edenler İslamiyet’ten sonra dine uymayan “Töre” yi kesip atmışlardır.

İçinde bulunduğumuz bu günler İslam dini için çok mübarek ve eskilerin tabiri ile ”ağır günler” dir. Türk Milleti İslamiyet’i kabul ettiği ilk yıllarda bile İslam’ın bütün emir ve yasaklarını boğun eğerek bu ağır günlerin hakkını vermişlerdir.

Aradan geçen bunca yıl sonra hiçbir şartta aksamamış olan bu “ağır günlerin” pek dikkate alınmadığını görmek Türk Milletinin bir ferdi olarak insana zor gelir. Ağır geliyor. Milletimiz bundan taviz verecek olsa “Töre” adına verirdi.

Peki, şimdi bize ne oluyor? Hem “Töre”den hem de İslamiyet’ten taviz vermek bize nereye götürür? İki cami arasında “beynamaz” yapmaz mı?

İslam dini, insanın halife olarak gönderildiği, Allahın kendi sıfatlarını yansıttığı insanın yaşadığı dünyanın son dinidir. Peygamberi de: Peygamberler peygamberi, Ahir zaman peygamberi, peygamberlik zincirinin son halkası Hz. Muhammet Mustafa (s.a.v.) dır.

Bu kadar güzel ve mukaddes bir dinin temsilleri ve peygamberin ümmetlerine bu görüntü hoş değildir. Yoksa insanlık olarak güvendiğimiz dayandığımız başka bir makam, devlet veya din mi vardır?

Dünyanın kuruluşundan bu yana bu arayışlar hep boşa çıkmıştır. En güçlüleri şeytan, Firavun ve şeddad olabilmiştir. Onların sonları da malumunuzdur.

Evet dinimizin en mübarek iki gününden biri olan ramazan bayramını inşallah önümüzdeki Pazar günü idrak edeceğiz. Bayram demek, gecesinde yapılan duanın Allah tarafından geri çevrilmediği, küslerin barıştığı, küçüklerin büyüklerine koştuğu, hısım akrabanın buluştuğu, fakirin fukaranın çocukların sevindirildiği, mezarlıkların ziyaret edildiği kendimiz, milletimiz ve devletimizin bekası için sohbetlerin yapıldığı herkesin mutlu olduğu günlerdir.

Ne olur bu günü de ramazan günleri gibi heva ve heveslerimize kurban etmeyelim. Tatile çıkarak kapitalizme yenilmeyelim. Bayramlarımızı ana ve ata yerlerimizde adet gelenek ve göreneklerimizi yaşatarak geçirelim ki, yarın çocuklarımızın yanında nerede o eski bayramlar demeyelim. Bayramları eskitenler bilsinler ki kendilerini eskitmişlerdir.

Ramazan ve bayram günlerinde hiçbir şey olmamışçasına kan akıtmaya devam edenlerin hem dünyada hem de ahrette iflah olmaları düşünülemez. Sanki devletler bu ayda veya günde kurulup yıkılacak. Bunların zihniyetleri bozuk. Bunlar ta Rasûlullah döneminde bile mübarek ayları değiştirme veya kabul etmeme teklifleri vardır.

Her şeye rağmen önümüzdeki Pazar günü kutlayacağımız Ramazan Bayramı başta kendimiz olmak üzere ailemize, milletimize ve tüm İslam Âlemine hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Şimdiden büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum. Allah adına yapılan en küçük bir iyiliğin karşılıksız kalmayacağını da hatırlatmak isterim.

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun.

Muhabbetle…

 

Osman.girgin@hotmail.com


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: