TARAFTAR! | osmanlıhaber.com
haber oku

TARAFTAR!

~ 18 Kasım 2012 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

osman resim

TARAFTAR!

Dünyada bütün spor oyunları ve temaşa sanatları güç ve kuvvetlerini seyircilerden ve taraftarlarından almaktadır. Fakat bu son yıllarda kapitalizmin becerisi ve gücüyle artık her şey paraya ve bahis oyunlarına yöneldi. Böyle olunca seyircilikte taraftarlıkta menfaate döndü.

Aslında bahis oyunlarının bu kadar gelişmesi bir memleketteki işsizliği ve kısa yoldan köşe dönmeciliği göstermektedir. Bunun yanında çalışmadan para kazanma hırsı da insanları tembelliğe itmektedir. Gerçekten kazanılıyor mu? Elbette kazanılıyor. Ama nasıl kazanılıyor?  Binlerce kişinin yatırdığı paranın bir kısmını onlarca kişi kazanıyor. Bu da, binlerce kişinin ah ettiği, ben kazanayım diye göz koyduğu parayı onlarca kişi alıyor. Bir sakıncası var mı? Tabii ki var! Hani bizim bir atasözümüz vardır ya:

– Haydan gelen huya gider, sudan gelen sele gider.

Burada huya giden sadece para gibi görünse de, aslında hayatlarda huya gidiyor. Zaten biz bu kapital dünyada ne hay’ı ne huy’u ayırt edebildik. Neyse asıl meselemizi dönelim.

Taraftar:

Taraftar, takım, millet, devlet, siyasi parti, düşünce, din, mezhep, spor ve temaşa sanatları sevenlerin oluşturduğu topluluk demektir. Hal böyle olunca, günümüzün en büyük gurupları kapitalizmin etkisiyle ve teşvikiyle futbol takımların etrafında oluşuyor. Bu da takımların gücünü güç katıp reklâm pastalarından aldıkları payları büyütüyor.
İşte bizim güzel Nazillimizin takımı da kendini yurdumuzun takımlarının arasında yer bulma mücadelesi vermektedir. Dolayısıyla arkasında her futbol takımının olduğu gibi bir taraftar grubu vardır. Tabii bunların haricinde bütün Nazilli halkı da arkasındadır ve taraftarıdır.  Belediye Başkanı Sayın Haluk Alıcık bu takımın onursal başkanı olarak her şeyidir.

Özellikle Nazillispor için şimdi bir şeyler yazmayacağım. Öncelikle taraftarlarla ilgili düşüncelerimi yazayım. Çünkü bence taraftar takımdan daha önemli. (Daha sonra Nazillispor içinde yazacağım.)
Farkında iseniz taraftar takımdan daha önemli dedim. Çünkü takım oyuncusu yöneticisi ve çalışanıyla yaklaşık otuz kişi. Fakat taraftarı siz düşünün. Takımına göre değişiyor. Milyonları arkasında sürükleyen takım sayısı az değil. İnşallah bizim takımımızın da o seviyelere gelecektir. O seviyelere gelecekse de bizim taraftarlara ve taraftar gruplarına çeki düzen vermemiz gerekir. Onlara kendi ve toplumun değerlerinin ne kadar büyük ve kıymetli olduğunu söylememiz gerekmektedir.

Onlar olmadan takımlar olmaz. Onlarsız takım sahada istediği oyunu oynayamaz. Onlarsız hiçbir maçın tadı çıkmaz. Takım reklâm pastasından neredeyse hiç pay alamaz. Dolayısıyla takım gün geçtikçe erir gider. Siyasetçilerde erimekte ve tarafsız takımı sahip çıkmazlar. Dönüp bakmazlar bile.

Taraftarlar dünyanın en fedakâr insanlarıdırlar. Hava şartları ne olursa olsun takımlarını yalnız bırakmazlar. Onlarla beraber gülüp, onlarla beraber ağlarlar. Onların galip gelmeleri veya yenilmemeleri uğruna doksan dakika boyunca hiç durmadan destek verirler. Hatta ve hatta birçoğu hiç maç bile seyredemez. Yorgun düşerler. Bağırmaktan ve desteklemekten dolayı. Her şeye rağmen onların mutlulukları takımlarının sahadan boynu bükük ayrılmamaları üzerine kurulmuştur. Takımları için faydalı olabilecek her şeyi hiç düşünmeden yaparlar.

İşte dünyanın hiçbir yerinde bu karşılıksız sevgi bağı ve fedakârlığını bulamazsınız. Sadece ve sadece bu gruplarda bulursunuz. Onlara takımlarına zarar veren bir davranış ve sözü söyleseniz canlarının pahasına engel olurlar, bu olumsuzluğu gidermek için seferberlik ilan ederler.

Bu sadece sevgi yumağı halindeki topluluğun nakışlarında bazı kuralsızlık ve rekabetten doğan, kendilerini elmanın kurdu misali tehlikeye sokan söz ve hareketler gözlemliyorum. Nazilli’miz için üç taraftar gurubu çok değil, az bile. Keşke daha fazla ve daha kalabalık gruplarımız olsa. Hepimiz bu guruplarla beraber gitsek statlara. Hep beraber bağırsak. Türküler, şarkılar, marşlar söylesek takımımız için. Ama nerede o milli kültür ve ahlakımız dâhilinde söylenecek sözler?
İnsan bırakın söylemeyi yakınlarında bile duramıyor. Çoluk çocuğu, eşi dostu ile yanında olsa defalarca birbirlerine bakarak şaşakalıyor.

İyi ki küfürü kaldırdık. Seviniyorduk. Fakat yine olmadık zamanda kendi takımına bile küfreden grubun kime faydası olacak. Kendi aralarındaki kız arkadaşlarına bile kötü muamelede bulunan insanların takımlarına destek olacağını inanmıyorum. Bu gurupların başındakilerin de dikkatli olması gerekir. Bu grupların içerisinde yaşı on sekizin altında birçok kardeşimiz var. Yarın bunların başına gelecek bir olayda hiç kimse kendini aklayamaz. Anne babalar belki toplulukta bir şey olmaz diye düşünüyor olabilir fakat mutlaka kontrol edilmeli zararlı alışkanlıkların kazanılacağını unutmamalıyız.
Taraftar guruplarının kendi stadına bile zarar verdiklerini kontrolsüz hareket ve külhanbeyli tavırlarla dolaştıklarını bizatihi şahit oldum. Bu guruplara ne olursanız olun, gelin dendiğinde takımın arkasında bunlardan başka kimsenin kalmayacağını söylemek müneccimlik değildir.
Her şeyi Nazillispor sevgisi içerisinde yapıyorsak eğer, kendimizi, ilçemizi, milletimizi ve en önemlisi insanlığımızı unutmayalım.

Mustafa Kemal Atatürk’ün:

-“Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim.” Sözünü hatırlayalım. Buradaki unsurların tamamı seyirci için de aynen geçerlidir bence.
Bu konuda kim bir şeyler yaparsa takımı ve ilçesi için yapmış, kılını bile kıpırdatmayanlar da yarın suçlu durumuna düşeceklerdir.

Muhabbetle…
osmangirgin.haber@hotmail.com

27 NİSAN 2011

 

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: