TİLKİ Mİ OLMALIYIZ? | osmanlıhaber.com
haber oku

TİLKİ Mİ OLMALIYIZ?

~ 25 Mart 2015 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

Eğitimci-Yazar

Toplu yaşam insanın kendi kendine bulduğu, hayatını kolaylaştırdığı bir yaşam şeklidir. İnsanlık uygarlığı, kültürü, bilim ve teknolojiyi toplu yaşamaya borçludur. Toplu yaşam insanın hayatını kolaylaştırıp bu dünyada daha rahat bir hayat sürmesini sağlar.

Toplu yaşamanın kurallarını insan hayat tecrübelerini inceleyerek bulmuştur. Tabi insanın bulduğu her kuralın içinde mutlaka ilahi din ve öğretilerin büyük bir katkısı vardır. İlahi din ve elçilerin katkısı olmamış olsaydı insanlar yaşadıkları yeri ormana çevirirlerdi. Bu ormana çevirme tabi ki yeşillendirme anlamında değildir. Orman kanunlarıyla yönetirlerdi.

Biz her şeye rağmen kısa yoldan mal, makam ve güç elde etmeye çalışıyoruz. Tabiri yerindeyse cin olmadan insan çarpmaya çalışıyoruz. Böyle insanların çoğalması da en çok yine insanlığa zarar veriyor.

Baksanız ya yine piyasada birçok gezici sahte kahramanlar türemeye başladı. Bunlar yine milletin aklına girip kendini cin gibi gösterip, kendisini cin görenlere çarpmaya çalışıyorlar. Bunların bu sahtekârlıkları millet tarafından yüzlerine vurulmadıkça bu millet rahat nefes alamaz. Bunların kendi kılıklarına dönmesi yani kürkçü dükkânına gelmesi için seçimlerin geçmesi gerek.

Kürkçü dükkânları onlarca tilki kürkünün bulunduğu yerler olmasından dolayı tilkilerden çok daha değerli yerlerdir. Piyasaya bakarsanız millet kürkçü dükkânına dönmemek için tilki olup dokuz takla atmaktadır. Çünkü tilkiler için kürkçü dükkânı ölüm demektir. Eminim bunda da birçoğu başarılı olacaktır.

Demek ki zaman tilki olma zamanıdır.  Millet bu tilkileri temizlemediği müddetçe daha çok tilkiler tarafından kandırılacaktır.  Hiçbir zaman tilkilerin verdiği değeri aldanmamak gerekir. Bunların bize yapacakları yardımın amacı, bizi semizleştirip daha sonra yiyeceklerinden dolayıdır.

Günümüzün en büyük yanlışlarının başında insanın kendi gibi davranmaması gelmektedir. Yani her dönemde insan olma yerine, her dönemin insanı olmasıdır. Bu insanların güvenini ve samimiyeti yok etmektedir.

Özellikle makam, mevki ve paranın söz konusu olduğu yerlerin seçiminde insanımızın attığı taklalar kendisini güvenen insanların tuhafına gitmektedir. Bu insanlar kendisine referans olabilecek veya seçebilecek insanlar bulabiliyorlarsa da bu bizim toplum olarak çürümeye başladığımızın bir ifadesidir.

Haklı olduğun davada yalnız da olsan yürümediğin müddetçe haklı davanın zafere ulaşması mümkün değildir.

Haklı davanın savunucularını kullanarak kendini çıkar ve makam sağlayan insanlar, haklı davada yürümeyen insanlardan daha da küçülmüş demektir.

Memleket ve vatan sevdamızı, kendi çıkar ve emellerimizin üzerinde tutmadığımız müddetçe üzerinde yaşayacağımız bir vatanın ve beraber ağlayıp gülebileceğimiz bir milletin kalmayacağını bilmeyiz.

Dünyada insanın kazanacağı para ve yükseleceği makam Allah tarafından alnımıza yazılmıştır. Bunu ister dik durarak ister dokuz takla atarak gerçekleştirebiliriz. Bu bizim insanlığımızı gösterir.

Bizim dönüp dolaşıp geleceğimiz yer kürkçü dükkânı değil kara topraktır. Tilki ne kadar kurnaz olursa olsun kürkçü dükkânına kürk olarak gelecektir. Biz inşallah toprağa insan olarak gidebiliriz.

İnsanın insan olarak gidebilme şartlarının başında inanç ve eğitim gelmektedir. Belki eğitimli insanların da bazen insanlıktan bahsetmeye hakları yok diye düşünebilirsiniz. Mutlaka bu insanlardaki hatanın bir kısmı eğitim yanlışlığından bir kısmı da genetiğinden kaynaklanmaktadır. Yazımı Fuzuli’nin bir dörtlüğü ile bitirmek istiyorum:

Mey biter saki kalır.
Her renk solar haki kalır.
İlim insanın cehlini alsa da,
Hamurunda varsa eşeklik; baki kalır.
Muhabbetle!..

Osman GİRGİN

Eğitimci-Yazar

osmangirgin.haber@hotmail.com

osmanlıhaber.com


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: