haber oku

TÖRE

admin ~ 20 Ekim 2019 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

İnsanoğlu dünyanın yaratılışı ve oluşumu ile ilgili merakını gidermek için yapmadığı araştırma ve deney kalmamıştır. Yapmaya da devam edecektir.

İnsan oluşturacağı bir yapıt veya eser için topladığı malzemeler ve fizibilite raporlarını düşünürsek başlangıç, kök ve temelin ne kadar önemli olduğunu anlarız.

Onun için yetiştireceğimiz bir fidanı kök atacağı veya atamayacağı yeri tespit ederken onun geleceğini ve uzun ömürlü olmasını isteriz.

Ağaçların ve bitkilerin köklerinden onların toprağa dolayısıyla dünyaya ne kadar bağlandıklarını ve sağlam olup olmadıklarını anlarız.

Köksüz bitkiler esen rüzgardan ve küçük toprak kaymasından dünyadan göçerken kökünü toprağın en ince yerlerine kadar gönderen adeta dünyaya meydan okuyan bitkiler ne kadar kalıcı olduklarını ilan ediyorlar.

Nice ağaçlar asırlara meydan okurken kendisine bakanlara büyükleriyle hayran bırakıyorlar. Bazı ağaçlara bakarken de bunların bu kadar uzun yaşama sırrının ne olduklarını düşünmeden edemiyorsunuz. Diyorsunuz ki:

“Bunun kökünde abdest suyu var.”

Özellikle atalarımızın dünya devleti kurdukları Bursa’daki ulu çınar ağaçlarına bakarken bu duyguları duymamak mümkün değildir.

Demek ki insanların duygu düşünceleri yaptıkları işlere de yansıyor. Kurdukları devletler gibi diktikleri ağaçlar da asırlara meydan okuyor.

Bunun yanında doğal afetlerimizden deprem sonrası yıkılan, yok olan evlerimizden dolayı mağdur olan vatandaşlarımızı ve mağdur edenleri düşündükçe ne kadar basitleşenlerin olduğunu anlıyoruz. Günlük hayatta yaptıkları işlerle yıllar sonrasına gidenlerle, yıllar sonrasına gitmek için yapılanlarla günü birlik yok olanlar. İşte dünyanın ve insanların yok oluşları.

Milletler de ağaçlar, evler ve insanlar gibidir. Temelini atan, kuran ve üzerinde yazılı ve sözlü yasalarını uygulayanlara göre ömürleri vardır. Eğer kural ve yasaları düzgün, mantıklı, adaletli ise devletleri de dünya devleti oluyor. Devletlerin bazıları çağlara meydan okurken bazıları günlerle yarışamazlar. Dünyanın en sağlam ve uzun devletlerini kuran atalarımızın, başarılarındaki sırlarını bilmediğimiz, araştırmadığımız müddetçe uzun ömürlü ve güçlü olamayız.

Yaklaşık altı bin yıldır tarihini bildiğimiz milletimizin bugün, kısır ve küçük döngülerle meşgul olması bizim cahilliğimizden başka bir şey değildir. Tarihin gelişimini, tarihteki topraklarımızı ve yönetimimizi incelediğimizde bugünkü problemler bir yekûn teşkil etmemektedir. Hatta günlük olaylar gibi bile görülmemektedir. Gel gör ki bugün bu problemlerle zamanlarımızı geçiriyoruz.

İşte temelimiz sağlam olmasaydı, bu fırtına diye lanse ettikleri rüzgârlar bizi çoktan uçurup gideceklerdi. Ama ortalıkta ne rüzgâr var, ne fırtına.

“ Bir bardak suda koparılan fırtına”

Her şeye rağmen kökümüzün ve temelimizin sağlam olması ve hayır dualarla kurulamasına rağmen neler çektiğimizin farkındayız. Çünkü temelden ve kökten sapmalar var. Zaten bir kopsak toptan yok olacağız. Şimdiki durumumuz, tabiri yerindeyse:

-“ Tavuk çıktığı yumurtayı beğenmez oldu.”

Bundan asırlar öncesinde hür ve huzur içinde yaşayan milletlerimizin bugün çıkmazlar içinde yaşamasının anlayış farklılıklarından kaynaklandığı kesindir.

-“ Özel hukuk hükümetlerini olduğu kadar kamu hukuku esaslarını ihtiva eden töreye göre, kadına hürmet edilirdi ve aile müessesi kutsaldı. Zinanın cezası idamdı, hırsızlık yasaktı, barış zamanında silah çekmek şiddetle men edilmişti. Bundan dolayı katil, cinayet gibi suçlar çok nadirdi. İnsana, sırf insan olduğu için saygı göstermek, törenin umumi hükümlerindendi. Eski Türk toplumlarında kitleler ve fertler arasında ayrım yapılmazdı. Devlete karşı vazifesini yerine getiren herkes törenin himayesinde hürdü. En medenisi dâhil, bütün yerleşik kavimlerde mevcut bulunan kölelik müessesi bizim atalarımızda yoktu. Çünkü Türk milleti medeni bir milletti.”

Eski Türk topluluklarında oldukça gelişmiş bir demokrasi hayatı vardır. Yeryüzünü törenin himayesine almak suretiyle bütün insanlar arasında sürekli bir barış ve kardeşlik kurma vazifesinin Allah tarafından kendilerine verildiğine inanan Türk büyükleri, her gittikleri yerde kurtarıcı olarak karşılanmışlardır. Türkler türlü iklimlerde en uygun hukuk düzenini tesis etmekte üstün bir kabiliyet göstermişlerdir.

Yukarıda Milletimizin köklerinden alıntı yaptığımız bir yaşayış tarzı, kuralları olan töreden bahsettik. Dünyada bırak medeniyeti, insanlar birbirini yemek için uğraşırken milletimiz töre adı altında yasalarını hazırlamışlar. Bu satırları aldığım: Türkler nasıl bir millettir?  kitabında daha çok bilgiyle karşılaşacaksınız.

İslamiyet’in kabulü ile İslam’a uymayanların bir kere daha gözden geçirilerek elde edilen Töre, dünya Türklerini Türk yapan yasalar topluluğudur. Bütün Türk toplulukları için bu kural geçerlidir. Çünkü bu, hekimin reçetesidir. Adeta ağacın kökündeki “abdest suyudur.”

Bugün toplumumuza baktığımızda yukarıda saydıklarımızdan kaç tanesini uyguluyoruz? Milletimizin durumu nedir?

Dünya üzerindeki yerimizi ve kendimizi daha iyi bilmemiz şartıyla daha çok asırlara millet olarak meydan okuruz.

Muhabbetle.

Eğitimci, Yazar-Şair Osman GİRGİN’İN “BİR GÜL DE BENDEN”(156-159)  kitabından alınmıştır.


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.