TÜRK OCAĞINDA TÜRKMENLER KONUŞULDU. | osmanlıhaber.com
haber oku

TÜRK OCAĞINDA TÜRKMENLER KONUŞULDU.

admin ~ 09 Aralık 2014 ~ Genel, Manşetler

türk o

TÜRK OCAĞINDA TÜRKMENLER KONUŞULDU.

Nazilli Türk Ocağının düzenlemiş olduğu MUSUL-KERKÜK VE SURİYE TÜRKMENLERİ ’ nin bugunü ve geleceği konulu konferans düzenlendi.Sunuculuğunu Öğretmen Sn. İbrahim UĞURGÜL’ün yaptığı konferansa konuşmacı olarak PAÜ Öğretim üyesi Doç. Dr. SÜLEYMAN SOLMAZ katıldı. Nazilli Türk Ocağı başkanı Ahmet ÇEKİM açılış konuşmasında 11 Aralık 1975 tarihinde vefat eden Hüseyin Nihal Atsız  (Türkçü yazar, şair, tarihçi ve fikir adamı.) ölümünün 39. yılında görüşlerinden ve şiirlerinden bir bölüm okudu. Kürsüye gelen Sn SOLMAZ  özetle şunları söyledi.

ZENGİLER, TİMURLULAR, AKKOYUNLULAR VE SAFEVİLER

Musul Bölgesi, I. Dünya Savaşı sonlarına kadar Batılı kaynaklarda genellikle, Irak’tan ayrı olarak, yukarı “El-Cezire” bölgesi içinde gösterilmekteydi. I. Dünya Savaşı’ndan sonra ise bölge, siyasî sebepler yüzünden, bir başka deyişle İngiltere’nin menfaatleri gereğince, Irak’ın parçası olarak kabul edildi ve öyle tanımlandı.

Gerçekte bölge, son bin yıldır Türk egemenliği altında oldu. Musul, ilk olarak 1055-1056 yıllarında Selçuklu Devleti’ne bağlandı. Bu tarihten itibaren Türkleşen Musul, I. Dünya Savaşı sonuna kadar farklı Türk devlet ve beylikleri tarafından yönetildi ve Türkler tarafından bir vatan toprağı olarak kabul edildi. Osmanlı Devleti öncesinde bölgede hepsi de Türk devlet ve beylikleri sayılan Zengiler, Timurlular, Akkoyunlular ve Safeviler hakimiyet kurdu.

türk oc

MUSUL , ÇOK ÖNEMLİ BİR PETROL YATAĞI

Musul, Osmanlı hâkimiyetine ise Sultan I. Selim’in 1514 tarihli Çaldıran Seferi’yle girdi. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1534-1535 yıllarında gerçekleştirdiği Bağdat Seferi’yle bu hâkimiyet perçinlendi. Osmanlı hâkimiyeti ile birlikte Musul; Süleymaniye, Kerkük ve Musul sancaklarından meydana gelen bir vilâyetin merkezi oldu. 20. yüzyılın başlarında Musul vilayetinin nüfusu 350.000 civarındaydı.

Avrupalı sömürgeci devletlerin Musul üzerindeki emelleri ise, bu bölgenin çok önemli bir petrol yatağı olduğunun anlaşılmasıyla başladı. Özellikle İngiltere, 1910’lu yılların başından itibaren, gerek petrol kaynakları gerekse Hindistan yolu açısından taşıdığı stratejik yol nedeniyle Irak’ın geneline ve özellikle de Musul vilayetine göz dikti.

MUSUL-KERKÜK VE TÜRKMENLER İÇİN GERÇEK ÇÖZÜM

Tüm dünyanın bilmesi gerekir ki, tüm bu örgütlenmeleriyle Türkmenler, Irak’a gerilim ve istikrarsızlık değil, aksine barış, huzur, kardeşlik getirmek için çalışmaktadırlar. Türkmenlerin amacı; Irak’ın parçalanması, etnik temelde bölünmesi değil, aksine Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması, farklı etnik ve dini gruplar arasında adalet ve hoşgörü temelinde bir işbirliği kurulmasıdır. Onlar Türkiye’den bu haklı mücadelelerinde destek beklemektedirler. Türkmenlerin vizyonu, kendileri tarafından şöyle ifade edilmektedir:

Türkmenlerin gözü tek hedefe kilitlidir: Türkmenlerin varlığı ve hakları anayasa teminatına kavuşturulsun, toprak bütünlüğü korunan Irak’ta hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygılı, demokratik bir cumhuriyet kurulsun, etnik ayrım yapılmaksızın bütün Irak halkına eşit haklar tanınsın, Arap ve Kürtlerin Türkmenleri asimile eylemlerine bir daha imkân vermeyecek yeni düzenlemeler yapılsın, kaybedilmiş bilumum hak ve hürriyetleri iade edilsin ve nihayet bütün bu düzenlemeler Türkiye’nin de teminatçı (garantör) devlet olarak imzalayacağı bir anlaşma ile Birleşmiş Milletlerin kontrol ve takibine emanet edilsin, ayrıca Irak ile Türkiye ve diğer komşu devletler arasında ikili üçlü teminat anlaşmaları da akt edilsin ki tekrar kötüye dönüş mümkün olmasın.

DÜNYA YENİ BİR OSMANLI’YA MUHTAÇ

Türkiye, sahip olduğu geleneksel barışçı dış politika anlayışını, tarihin kendisine yüklediği “ Osmanlı vizyonu” ile birleştirerek bölgedeki barışın ve huzurun tesis edilmesinde lider ülke konumunda olmalıdır. Türkiye’nin bu mücadeleye destek vermesi ise, kendisiyle aynı soydan gelen, aynı inancı paylaşan ve aynı dili konuşan mazlum bir halkın hakkını korumak anlamına gelmektedir.

Türkmenlerin haklı mücadelesini desteklemek, onları korumak, bunun için Türkmenler ile Kürtler ve Araplar arasında diyalog ve işbirliğini teşvik etmek, buna öncü olmak, Türkiye için çok önemli bir sorumluluktur. Türkiye sahip olduğu barışçı dış politikayı ve tarihin kendisine yüklediği “Osmanlı vizyonu”nu birleştirerek bölgeyi kucaklamak, bölge halkının tümünü kazanmak, onları ortak değerler üzerinde birleştirecek ve Türkiye’ye sempatiyle bakmalarını sağlayacak bir “kültür politikası” ve ekonomik entegrasyon başlatmak durumundadır.

Konferansın bitiminde kendisine Erzurumlular Derneği başkanı Sn. Hüseyin AKKUŞ tarafından çiçek takdim edildi.

osmanlıhaber.com


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: