haber oku

TÜRK OCAKLARI GENEL MERKEZİNDEN BİLDİRİ

admin ~ 27 Ocak 2016 ~ Genel, Manşetler

0000

Türk Ocakları Genel Merkezi’nin öncülüğünde düzenlenen “Vatansever Türk Aydınları Bildirisi” imza kampanyası sonuçlandırıldı. Başta Türkiye Kamu-Sen olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşunun da destek verdiği imza kampanyasına 2577 Akademisyen ve 1178 STK temsilcisi destek verdi. Bildiri ve imzalar düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna ilan edildi

Genel Başkan Öz’ün konuşması

                Malumunuz olduğu üzere Türk Ocakları 1912 yılında kurulmuş, bu toprakların en köklü sivil toplum ve gönüllü kuruluşudur. Ocağımız parti siyasetinin üstünde kalaraka Türkiye’nin Türk-İslam dünyasının ve insanlığın meselelerine ilim, fikir, sanat ve kültür alanlarında çözüm arayan aydınların kurduğu ve yaşattığı bir millî ülkü merkezidir. Bugün de 80 kadar şubesiyle bu istikamette çalışmalarına devam etmektedir.

ORTADOĞU’DA YENİ BİR SYKES-PİCOT DÜZENİ KURULMAK İSTENİYOR

                İki kutuplu dünya düzeninin çöküşünden başlayarak medeniyet coğrafyamız giderek genişleyen bir yangın yerine dönüştürülmüştür. Derin bir tarihe ve devlet geleneğine sahip olan Türkiye, Türk dünyası ve İslam âlemi için hayati bir öneme sahiptir. Özellikle Suriye krizi ile derinleşen ve yaygınlaşan örtülü üçüncü dünya savaşının, vekalet savaşı şeklinde ve Müslümanların kanları ve kaynakları üzerinden yürütülen yeni bir Sykes-Picot düzeni inşasını amaçladığı açıktır. Bu olguda İslam dünyasını yönetenlerin, topyekûn Müslümanların iç sorunları ve sorumlulukları olduğu açıktır. Bununla birlikte yaşanan gelişmelerde büyük güçlerin rolünün hâkim rol oynadığını da kimse göz ardı etmemelidir.

PKK ÇÖZÜM SÜRECİYLE AVANTAJ SAĞLADI

                Türkiye’ye yönelik bölücü terör saldırısı bu çerçevede değerlendirilmelidir. Çözüm sürecinde göz yumulan PKK’nın eleman devşirme ve mühimmat yığınağı yapma faaliyetleri, Kuzey Suriye’de PYD’nin sağladığı avantajlı konumla birleşti ve büyük güçlerin manevi ve maddi desteğini yanına alan bu unsurlar bölgedeki mücadelede Türkiye’nin elini zayıflatmak, Türkiye’yi içeriyle meşgul etmek için devrimci halk savaşını başlattılar. Silahlı mücadeleden vaz geçmeyeceği aşikâr bir örgütün ipiyle kuyuya inilmeyeceği baştan belliydi.

                                               TÜRK MİLLETİNİN AYDINLARI OLARAK BİLDİRİ HAZIRLADIK

                Ülkenin bir bölümünde hendekler ve barikatlar kuran, evleri birbirine bağlayarak devlete karşı şiddetli bir silahlı mukavemet hareketi başlatan bölücü örgüte karşı her normal demokratik devletin yaptığını, gecikmeli olarak ve sivil yurttaşlara zarar gelmemesine azami özeni göstererek yapan güvenlik güçlerimizin operasyonlarını Kürt halkına ve bölge halklarına karşı planlı kıyım ve katliam olarak suçlayan bir grup akademisyenin bildirisine karşı bu milletin, Türk milletinin aydınları olarak bir bildiri yayınladık. Bu akademisyenlerin bildirisini fikir ve ifade hürriyeti içerisinde olağan karşılayan yorum ve açıklamalar yapıldı. Bir grup akademisyen de geçenlerde, teorik olarak itiraz edilemeyecek ama bağlamına oturtulduğunda 1128 akademisyenin sadece fikirlerini ifade ettiği şeklinde yorumlanması gereken bir bildiri yayınladı.

 

FİKİR HÜRRİYETİ Mİ TERÖR YANDAŞLIĞI MI?

Bizler, fikir ve ifade hürriyetine, demokratik hukuk devletine sonuna kadar inanıyoruz ve bu değerlerin savunucusuyuz. Ancak, şunu sormak isteriz:

                Bu “akademisyenlik” zırhına bürünenler ülke sorunları ile ilgili fikir mi yürütüyor yoksa PKK’ nın propaganda aygıtının gönüllü sözcülüğünü mü yapıyor? Toplumun güvenliğini, ülkenin birliğini, can ve mal emniyetini sağlamakla yükümlü devlet güvenlik güçlerinin hendek ve barikatlarla ülke topraklarının bir bölümünü savaş alanına çeviren terör örgütüne karşı operasyonlarını planlı katliam ve kıyım olarak ifade etmek fikir hürriyeti mi yoksa terör yandaşlığı mıdır?

                                               BU AKADEMİSYENLER HANGİ BİLİMSEL BİLGİYE DAYANMIŞTIR?

Bildiride “Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.” denilmektedir.

Bu bir fikir mi? Devlet niçin kendi egemenlik alanındaki yerleşim yerlerinde silah kullanmak zorunda kalmış? Oralarda hendekler kazıp cephaneliğe çeviren devlet mi? Bu akademisyenler hangi bilimsel araştırma sonucunda yukarıdaki suçlamaları yapabilmektedir? Yapılan şey PKK ve uzantılarının propaganda makinesine cephane sağlamak ve psikolojik harekatlarına destek vermekten başka bir şey değildir.

TERÖRE KARŞI TAVİZSİZ MÜCADELE İSTİYORUZ

Türk Ocaklı aydınlar ve akademisyenler olarak Türk milletinin birliği ve Türk devletinin bekasını esas alan bir yaklaşımla devletimize ve milli birliğimize yönelen terör ve şiddete karşı devletin tavizsiz bir politikayı sürdürmesi, buna mukabil temel insan hakları ve demokratik hukuk devleti esasları, üniter-millî devlet ilkesi çerçevesinde bütün yurttaşlarımızın refahı ve mutluluğu için çalışması gerektiğini savunuyoruz. Bu hususta adalet ve hukuk kuralları çerçevesinde ilgili kurumlar üzerine düşeni yapmalıdır. Bunun dışında, kamuoyuna yansıyan ve insan hakları ve demokrasiye aykırı, devlet otoritesini zaafa uğratan beyanları kesinlikle tasvip etmiyoruz.

 

NAZİLLİ TÜRK OCAĞI

osmanlıhaber.com

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.