ÜSTAD UNUTULMAMALI! | osmanlıhaber.com
haber oku

ÜSTAD UNUTULMAMALI!

~ 26 Mayıs 2016 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

DSCF2031

Dünya üzerinde insan gibi yaşayanlar ölümsüzleşirken, insanlara zulüm yapanların isimleri hiç hatırlanmaz. Yaptıkları zulümler unutulmaz. İnsan dünyaya Allah’ın temsilcisi olarak gelmiştir.

Tarihin kaydettiği bazı kişiler vardır ki, bunlar hem kendi dönemlerini hem de kendilerinden sonraki dönemleri aydınlatmışlardır. Kendi dönemlerinde kıymet bilinmemiş olsalar da dünyadan göçleri ile her şey değişmiştir.

Yirminci yüzyılın ulvi şahsiyetlerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek’in ölümünün otuz üçüncü yılında sizlerle beraberiz. Bundan tam tamına otuz üç yıl önce 25 Mayıs 1983 yılında İstanbul-Erenköy’deki evinde hakkın rahmetine kavuşan Üstad Necip Fazıl Kısakürek’e Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olur inşallah.

Yetmiş dokuz yıllık hayatında birçok ilklerin insanı olmuştur. Osmanlı Devletinin son zamanlarında yetişip, cumhuriyet döneminin en iyi yazarı, şairi, tiyatro yazarı, gazetecisi ve fikir adamı olan ender şahsiyetlerden biridir Üstad.

Kıvrak zeka, hür düşünce, kuvvetli kalem, ulvi hayat sahibi olan Üstad’ı yaşadığı dönemde anlayıp gereken değeri verememişlerdir. Dönemin yöneticileri ile hep ters düşmüş, bildiği doğru yoldan hiçbir zaman sapmamıştır.

Hayatının nerdeyse yarısını hapishanelerde geçirmesine rağmen hak bildiği davasından taviz vermemiştir.

O gerek yazılarıyla gerekse konferanslarıyla Anadolu gençliğini uyarmak için gece gündüz çalışmıştır.

Çektiği bütün çilelerin kendisinin pişmesine vesile olduğunu düşünür.

“Cinnet Mustatili” eserinde hapishane hayatını şöyle tarif etmektedir.

-Ne kadar doğru; Bu bir fırın hayatıdır. Fırının da dar kapısı üzerime kapılıdır. Çalı çırpı yanmakta duman ve alev, yılanlar gibi, iç içe süzülmekte ve ben çiğ ve ıslak ekmek bir köşede beklemekteyim. Belki ter içindeyim. Habbe habbe kabarcıklarla doluyum… Fakat pişer pişmez kızarır kızarmaz, bir kürek üzerinde, sakin ve mesut, olgun ve mütebessim, dışarıya çıkarılacağım.

Yağma mı var?..  Kendisine “dava adamıyım!” diyen bir insan, davası çapında pişmeye borçlu değil mi?.. benim davamın çapı ise, kainatın ta kendisi…fakat ben o çapa göre pişemem, olgunlaşamam, olamam. Bu istidada malik değilim. Ancak, bu davanın namütenahi pişmiş ve olgunlaşmış kahramanlarına köle olabilecek derecede yetişsem daha ne isterdim.

“Çiğdik, piştik elhamdülillah”

Bu sözü bir gün söyleyebilecek miyim?..

Evet, dava adamından birkaç söz aktardım. Yazıma can geldi, kan geldi, anlam geldi değil mi?

Biz masa başında dava adamlığı yapıyoruz. Dava adamıyım diyenlerin nerede ve nasıl piştiklerini bakarak karar vermemiz gerekir.

Etraf çiğ dava adamlarıyla dolu.

Bir sözü bile olmayıp başkalarının sözünü sloganlaştırıp dava adamlığına savunanlar bile var.

Dava adamı tabirinin içini boşaltmamalıyız. Adamdan önce davasına bakmak gerek. Günümüzün davaları nedense hep dünyalık. Aslında bunlar dava adamı değil kapitalizmin adamı.

Ben yazımı yine Üstad’tan bir alıntı ile bitirmek istiyorum. Şu değersiz yazım taçlansın.

“Bekleyin, görecektir, duranlar yürüyeni!

Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez yeni!

Karayel, bir kıvılcım; simsiyah oldu ocak!

Gün doğmakta, anneler ne zaman doğuracak?

Muhabbetle!..

25.05,2016

Osman GİRGİN

osmangirgin.haber@hotmail.com

osmanlıhaber.com


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.