ÜSTAD'A RAHMET! | osmanlıhaber.com
haber oku

ÜSTAD’A RAHMET!

~ 25 Mayıs 2013 ~ Genel, Manşetler, Yazarlar

osman-resi-300x225

ÜSTAD’A RAHMET

Dünya, geride bir hoş seda bırakabildiğin müddetçe ebed, yoksa fani olan, insanların yaşarken baki sandıkları mekânın adı. Bazı insanlar yaşarken büyük fırtınalar koparır, hatta savaşlar çıkarırlar ama öldükten sonra bir bakarsınız kimse hatırlamaz bile. Ama bazıları vardır, sessiz dünyalarında dünyaları fethetmiş kimse duymamış. Duyduysa bile dikkate almamış öldüklerinde yer yerinden oynamıştır.

Aslında sanatla ilgilenen kişilerin zamanlarında veya yaşadıkları dönemlerde anlaşılamama sebepleri sanatlarının yaşadıkları dönemden daha ileride olmasındandır. İleri görüşlülük ve toplumun geleceğini bilme herkesin işi değildir. İşte yine bugün böyle ileri görüşlülüğü ve gözünü budaktan esirgemeyen biri olarak tanınan, döneminin her şeyi sayılan bir türlü yenilmeyen,  edebiyat dünyasının gök kubbesi kabul edilen Necip Fazıl KISAKÜREK’LE beraber olacağız.

HALİMİZ

Kalpleri dinler sağır, kılavuzluk eder kör;
Dindara çağ dışı der, çağı bilmez profesör…

Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim…
Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim!

Oysa halis Türk benim, bunlar işgalcilerim;
Allah türke acısın, yalnız bunu dilerim.

İşte bu satırları yazarken Üstadın kullandığı tabirler bizleri herhalde devamlı ışık olacaktır. Kendi milleti ve devleti için her zaman fedakârlık yapan ama hiçbir zaman kıymet bilinmeyen Üstad’ın hayatı hapishanelerde ve zindanlarda geçmiştir. Hatta bir Fransız ansiklopedisi onun hayatını anlatırken “hapishane hayatı tahsil hayatından fazla olan mütefekkir “ diye anlatmıştır.

Biz bazen siyasete, bazen ticarete, bazense tarikata kurban etmişiz büyük Üsted’ı. Ama hiçbir zaman doğru bildiğinden şaşmayan, doğruyu her yerde söyleyebilen biri olarak kabul etmemmişiz. Ama o doğrularını hapishanelerde bile haykırmıştır. O hapishanelerde hayatının en güzel diyebileceğimiz eserlerinin altına imza atmıştır.

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP
Zindanda iki hece. Mehmed’im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam, boynunda yafta…

Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mı?..Belki ..Daha ölmedim!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan

Karıştır çayını zaman erisin
Kopuk kopuk, duman duman erisin!

Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

İşte bir Necip Fazıl KISAKÜREK klasiği. Böyle bir eseri hapishaneden kazandırıyor edebiyat dünyasına.

Zamanenin yönetici ve sanat dünyasıyla yıldızları barışmayan Üstad, bütün vaktini memleket ve vatan sathına yaymaya çalışır. Memleketin gençlerine el, ayak fikir olma sevdasıyla vatan toprağını sürmeye başlar. İşte bunu da şu şiiri ile anlatır.

UTANSIN

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaparak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ileri varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!
Ey bin bir tane de solmayan tek renk,
Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın!

İşte bu şekilde hayatını vakfeden birisini bugün ölümünün 30. yılında anmak onun ardından hayır dua etmek normal değil mi? Üstad 25 Mayıs 1983 yılında Erenköy’deki evinde sabaha karşı ruhunu teslim etti. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

Muhabbetle!..

 

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: